30 Mart 2011 Çarşamba

...

Geliyorum, geliyorum... Şu çocukları bir mutlu edeyim, evimi toparlayayım, yemeğimi pişireyim... sonra kısmetse buraya geliyorum. , Görüşmek üzere...

22 Şubat 2011 Salı

Honeybana Balparmak Süzme Çam Balı...

Evime gelen paketle tanıştım bu şirin lego ve ballarla. Çocuklar için paketlenmiş ve ilgilerini çekecek karakterlerle süslenmiş. Şahsen bizim evde oğlum tarafından çok takdir gördü ve sizlerle paylaşmak istedim. Balın şifa olduğu hepimiz tarafından bilinen bir gerçek. Honeybana ile ilgili faydalı bilgileri aşağıda okuyabilirsiniz. Winnie the Pooh, Periler ve Oyuncak hikâyesi olmak üzere çocukların ilgiyle izledikleri Disney karakterlerinin resimlerini taşıyan yeni “Honeybana Balparmak Süzme Çam Balı Serisi”; çocukların gelişimlerinde sayısız faydası olan balı daha fazla severek tüketmelerine yardımcı olacak. Yerkesik ve Marmaris yörelerinden derlenen Honeybana Balparmak Süzme Çam Balı, 40gr.’lık tekli ambalaj ve 3’lü paketlerde sunuluyor. Bu sayede çocuklar günlük enerji ihtiyaçlarını karşılamaya ve vücut dirençlerini arttırmaya katkı sağlayan balı; kahvaltıda, okulda, sokakta kısacası her yerde kolayca tüketebilecekler. Çocuklar Neden BAL Yemeli? • Bal çocuğunuzun gelişimi için gerekli vitaminler, mineraller, aminoasitler gibi pek çok yaşamsal faktörü içerir. Vücudun hücre ve doku yapımına destek olur. • Süte bal katılması, çocuğunuzun hem bal, hem süt tüketimini kolaylaştırır. • Öksürüğü gidermeye yardımcı olur. • Çocuğunuzun bağırsak mikroflorasını geliştirir; sindirimini kolaylaştırır. • Ağız ve diş sağlığının gelişimine katkıda bulunur; diş ve kemik yapısını destekler. Antibakteriyel özelliği ile ağız içi hijyenine yardımcı olur. • Gün boyu harcayacağı enerjinin karşılanmasında önemli rol oynar. Çocuklar ne kadar tüketmelidir?1 yaşından büyük çocuklar kilo başına her gün ortalama 1 gr. bal tüketilmelidir. Örneğin: 20 kg. çocuk günde 20 gr. yani yaklaşık 1,5 yemek kaşığı ya da 3 tatlı kaşığı bal tüketmelidir.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Tavuklu Mantarlı Sote...

Sabahın erken saatlerinde büyük oğlum uyuyor ama küçük oğlum şimdiden asker olmaya meraklı, gıy gıy beee sesleriyle kendi diliyle isteklerini belli ediyor. 3 ayını doldurdu, artık etrafı inceleyebildiği için dışarıda ağlasa da kucağıma aldığımda biraz olsun oyalayabiliyorum.
Hafta sonları her ne kadar plan yapsak da kürkçü dükkanına dönen tilki gibi, kendimizi Ayberk'imin oyun salonunda buluyoruz. İki adım atıp " hadi Ayberk gidiyoruz" diyerek 5 saatin geçtiğine bizzat şahit oldum. Her zaman dediğim gibi çok şükür bu günümüze...
Bende dün akşam saat 22:00 olmasına rağmen, gündüzden yapmayı planladığım tavuk sotemi pişirdim. Hadi ben pişirdim, pişirdiğimle kalmadık oturduk ailecek yanında pilavla yedik. Misafire sunulabilen lezzetli bir yemek oldu.
Malzemeler:
1 kemiksiz tavuk göğsü
400 gr. mantar
1 kırmızı biber
1 yeşil biber
1 soğan
2-3 diş sarımsak
Tuz, karabiber, pulbiber, köri
Yapılışı:
Soğan küp küp doğranarak kıyılmış sarımsakla kavrulur, kuşbaşı doğranmış tavuklar ilave edilir, suyunu salıp çekince 2-3 dk.daha kavrularak orta büyüklükde doğranmış mantarlar ve biberler ilave edilir. 5 dakika kadar daha kavrulur. Birer yemek kaşığı biber salçası ve domates salçası ilave edilir, üzerine 1 su bardağı kadar sıcak su eklenerek mantar ve tavuklar pişirilir, suyu çok azalırsa azar azar eklenir. En son tuzu ve baharatları da eklenerek servise sunulur. Üzerine kıyılmış maydanoz da serpebilirsiniz. Afiyet olsun.

11 Ekim 2010 Pazartesi

İrmik Helvası...


Birkaç gündür aklıma düşmüştü bu irmik helvası. Başka bir tatlı tüketince "hadi yerini aldı" desemde, aklımın bir köşesinde kalmış olduğunu ve sürekli olarak aklıma geldiğini göz önünde bulundurarak sıvadım kolları :) Şerbeti için ben merakımdan sadece süt kullandım, kimisi yarı süt yarı su, kimisi sadece su kullanıyor. Tercih size kalmış ama ben ciddi anlamda özlemişim. İnsanoğlu işte ne zaman ne isteyeceği belli olmuyor :) Geçen hafta ziyaretiyle beni mutlu eden Limonlu Kek'den Neval'imle güzel bir öğleden sonra geçirdik. Sohbetiyle saatin nasıl geçtiğini anlamadım bile. İrmik helvası yapmak istediğimi onunla da paylaşmıştım, arkadaşımın demesine göre sütle yapılan helvanın rengi biraz daha açık oluyormuş.
Lezzet bakımından daha hafif olduğunu söyleyebilirim.
Malzemeler:
500 gr. irmik
200 gr. margarin
2 çorba kaşığı dolmalık fıstık
Şerbeti için;
4 su bardağı süt
2 su bardağı tozşeker
Yapılışı:
Margarin eritilir, fıstıklar ve irmik ilave edilir. Az harlı ateşte sürekli karıştırarak irmikler kavrulur. ( Biraz zaman alıyor, sabırla karıştırmak lazım) Diğer taraftan süt ve şeker kaynatılır.
İrmikler renk değiştirince, süt şeker karışımı yavaşça ilave edilir. Kapağı kapatılarak kısık ateşte sütü çekmesi beklenir. En son altı kapatılıp 15 dakika kadar demlendirilir. Servis yapılır. Üzerine dilerseniz tarçın serpebilirsiniz. Afiyet olsun.

24 Eylül 2010 Cuma

Kabak Tatlısı...



Bugün 24.09.2010 bir yaş daha gitti benden. Geçen giden yaşımı daha yeni karşılamıştım oysa.
Anlaşılan bulunduğum yaşlar pek sabırsızlar, ya da ben eskiye göre daha sabırlıyım...

Bu cümlenin sonu daha çook uzar gider. Yine yazasım geldi bir kaç satır şiir. Bugün benim doğum günüm. Saate bakıyorum da o da bir kaç saat sonra geçmek üzere. Çok şükür sağlık olsun.
Ben yine normal bir günde olduğu gibi sizlerle yapımı kolay tatlılardan birini paylaşayım.
Sağlıcakla kalın.


Malzemeler:
1 kilo kabak
2 su bardağı şeker
Süslemek için dövülmüş ceviz


Yapılışı:
Kabaklar yayvan bir tencereye sıra sıra dizilerek aralarına şeker gezdirilir. Pişerken dağılmaması için kapağı kapatılarak geceden bekletilir. Orta ateşte sürekli kontrol edilerek (köpüğü alınacak gibiyse alınarak) kabaklar yumuşayana kadar pişirilir. Cevizle süslenir soğuk servis yapılır.

22 Eylül 2010 Çarşamba

İmam Bayıldı...


Oğluma bu yemeği yedirebilmek için hikayesini anlattım. Meraktan ve düşünürken de çok şükür yedirebildim. İşe de yaradı ama zor olan imamın neden bayıldığını bir türlü anlatamamış olmamdı. Neyseki sonunda bizde bu yemeğin adını Ayberk bayıldı koyarak sonlandırdık. Umarım aklında hala bir soru kalmamıştır, akşam babası yerken bir posta da o zaman uzuuuun uzuuun anlatmak zor alacak :(

Malzemeler:
6 adet patlıcan
3 adet orta boy soğan
5 diş sarımsak
2 adet sivri biber
2 adet küp şeker
3 adet domates
Bir çay bardağından az zeytinyağı
Tuz, karabiber
Yarım demet maydanoz
Yapılışı:
Patlıcanlar alacalı soyularak kızartılır. Havlu kağıdın üzerine alınarak fazla yağı süzdürülür.
Diğer taraftan soğanlar piyazlık doğranır, sarımsaklar iri iri doğranır ve zeytinyağında beraberce kavrulur. Halka doğranmış biberler ilave edilir. Kabukları soyulmuş domateslerde ilave edilerek, şekeri, tuzu ve karabiberi eklenir. 5 dakika kadar beraber pişirilir. Fırın kabına alınan patlıcanların orta kısımları açılarak tatlı kaşığı ile düzeltilir. İçleri tuzlanır. Hazırlanan iç malzeme ile doldurulur. Fırın kabına patlıcanlarla birebir olacak kadar kaynar su ilave edilir. Beraberce pişene kadar 170 derecede fırına verilir. Fırından çıkan yemeğin üzerine kıyılmış maydanoz serpilerek soğuk servis yapılır. Afiyet olsun.

26 Ağustos 2010 Perşembe

Pepeçura...

Kendisiyle tanışmamız, karşı komşumun kokulu üzüm tabağını bana sunması ile gerçekleşti. Bugün de tatlı tariflerime bir göz gezdirirken Pepeçura gözüme takıldı. Evde normal siyah üzümlerim ve dolabımda duran kokulu üzümleri bir araya getirip bu tatlıyı yapmaya karar verdim. Koyu pelte kıvamında, buzlukta bekleyince de karlı dondurmayı andıran bir tadı var.
Minik kek kalıplarında dondurdum, bir kişi için çok rahat yetiyor, sunumu küçük ama dondurma ile sunulursa hem çok şık hem de akşam için yeterli bir tatlı diyebilirim.
Soğuk ve dağılmadan sunum olacağı için de anında buzluktan çıkarılıp servise sunulmasını tavsiye ederim.

Malzemeler:
Yarım kilo siyah üzüm ( kokulu üzüm biraz daha mayhoş bir tada sahip. Ben evde olduğu için yarı yarıya kullandım)
Yarım su bardağı şeker
3 su bardağı su
Yarım çay bardağından biraz fazla mısır nişastası


Yapılışı: Üzümler yıkanarak saplarından ayrılır, su ile birlikte tencereye alınır. Beraber kaynatılır. Şekeri ilave edilir. 5 dakika kadar daha kaynatıldıktan sonra tel süzgeçte süzülür. 1 su bardağı ayrılır ve içerisine mısır nişastası karıştırılır. Tencerede olan karışıma yavaş yavaş nişastalı karışım ilave edilir. Beraber koyulaşıncaya kadar karıştırılarak pişirilir. Sıcakken kaselere ( kasede servis yapılacaksa dolapta soğutulması yeterlidir) veya da kalıplara dökülerek, ilk sıcaklığı çıkınca buzlukta 3 saat kadar bekletilir. Afiyet olsun.

24 Ağustos 2010 Salı

Otlu Puf...

Ramazan ayının bir başında birde tam ortasında yazıyorum, beni hareketlendiren de
Kotanyi sofrası yemek yarışmasını bilgilendiren Sevgili Mert Erkal oldu. Kotanyi baharat 'ın değirmen karabiberini daha önceleri mutfağıma alıp denemiştim. Kendinden değirmenli olmasını çok beğendim.

Konu baharat olunca tarif bulmak hem çok kolay hem de çok zor bir durum olabiliyor. Ben bunun tereddütünü yaşadım, ne sunmam gerektiğini çok düşündüm. Güzel bir akşam yemeği de olabilirdi, baharat bir yemeğin tadını veren bir iksir gibi. Doğru baharatı doğru yerde kullanırsan, yaptığın her tarifin güzel olmaması için bir engel yok bence. Daha önceki tarifimde sade yaptığım puflarımı bu sefer baharatlarla zenginleştirdim, biz çok beğendik. Bu tarifimle de görücüye çıktık.
Sizde beğendiyseniz oylarınızı bekliyorum.
En kısa zamanda tekrar yazılarda buluşmak üzere...
Şimdilik hoşçakalın.


( 4 kişilik) 3 su bardağı un, 1 su bardağı yoğurt,1 çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı limon suyu ,1 çay kaşığı kotanyi pulbiber, 1 çay kaşığı biberiye, 1 çay kaşığı kekik,tuz.
Yapılışı: Un ve yoğurt genişçe bir kaba alınır. Kabın bir köşesine karbonat dökülür ve limon suyu üzerine dökülerek kabartılır. Tuz ve baharatlarda ilave edilerek yoğrulur. 1 cm kalınlığında merdane ile açılır. Büyük baklava dilimleri şeklinde kesilir. Kızgın yağda kızartılır. Afiyet olsun.

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Zeytinyağlı Biber Dolması...

Sıcak havalarda tercih edilen ve nasıl bittiği anlaşılmayan bir lezzettir zeytinyağlı dolma. Geçen hafta pazara çıkınca ve mini mini dolmaları görünce yapmak geldi aklıma. Bunun yanında birkaç sebze daha aldım. Daha almak istediğim ama elimdekilerin bir hafta için yeterli olduğunu düşündüğümden dolayı, bir dahaki sefere bıraktım diğerlerini. Marketlerde ne kadar olsada, pazardan almak tazeliğinden dolayı ayrı bir tatlı oluyor. Haftanı düzenli yemek yaparak geçiriyor ve ne yapıcam derdine girmiyorsun.

Hamileliğimin 6. ayındayım. Dolapta hazır bir yemek olmayınca açlık başıma iyice vuruyor :) Neyseki bu aralar dolma ile idare ettim. Resmini çektiğim şu tabağı da bu yazıyı yazarken bitirmişim. İyi ki çekmişim... :)
Malzemeler:
1 kilo dolmalık biber
2 su bardağı pirinç
1 çay bardağı zeytinyağı
4 orta boy soğan
1 yemek kaşığı dolmalık fıstık
1 yemek kaşığı kuş üzümü
1 tatlı kaşığı tarçın
2 küp şeker
2 tatlı kaşığı nane
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı karabiber
1,5 su bardağı kaynatılmış su
Tuz
Yapılışı: Zeytinyağında fıstıklar 2-3 dakika çevrilir. İnce doğranmış soğanlar ilave edilerek beraber soğanlarla kavrulur. Yıkanmış pirinç ilave edilir, suyu eklenir. Diğer malzemelerde ilave edilerek karıştırılır. Kapağı kapatılır kısık ateşte suyunun çekmesi beklenir. Yarı kıvamda pişen pirinçler 5-10 dakika demlendirilir. Temizlenmiş dolmalar doldurulur. Domates ile kapağı kapatılır. Dolmaların yarısını geçecek kadar su eklenerek pişirilir. Soğutularak servis yapılır. Afiyet olsun.

16 Mayıs 2010 Pazar

Siz Hiç Uçurtma Uçurdunuz Mu?



Eşimle bir kaç kez aramızda konuşması geçmiştir. Birçok uçurtması olupta bir türlü kısmetten uçuramamış. Hafta sonu İTÜ Günü Etkinlikleri kapsamında düzenlenen Uçurtma Şenliği'ne oğlum için değil, tereddüssüz eşim için gidelim dedim.
Fakat rüzgarın ne yönden estiği belli değil, bir alanda onlarca uçurtma var. Birçok insan ellerinde birer uçurtma "gerçekten bu da ötekiler gibi havalanacak mı?" telaşındalar, tabi bizde :). Uçurmaktan çok uçuramamak eğlenceliydi. Ağaçların tepelerinde ipi takılmış ve terk edilmiş onlarca uçurtma vardı.

Nihayetinde kütüphane önündeki geniş alanda rahatça son bir kez daha deneyelim diyerek bıraktık uçurmamızı. Eşim rüzgarın esintisiyle nihayet uçurmayı başardı. Ben uçan uçurtmamızın ipinden birkaç kez tuttum inanın çok zevkli. Eğer sizde bizim gibi ilk defa uçuracaksanız, sinirlenmeden :) eğlencesine takılın ve sonunda güzel bir anı bırakın kendinize. Uçurtma yapmak ve uçurmakta aslında bir kültür ve çok güzel bir eğlence, gökyüzünüze kendinizden bir şey yollamak, kontrolünü elinizde tutmak, onun hep o yükseklikte kalması için zaman zaman ipi çekip bırakmak çok güzel. En azından her çocuğun yapması gereken bir şey; uçurtma uçurmak !

Herşey eğlenceliydi ama bu esen rüzgarın beni bu kadar çok sarsacağını düşünememiştim. 6 saat baş ağrısı ile kıvrandım. Ağrı kesiciler fayda etmedi. Hayatımda ilk defa böyle başımın ağrıdığını hatırlıyorum. Neyse ki bu sabah daha iyiyim, yanaklarımda ve alnımda rüzgarın esintisiyle sıcaktan yanan kırmızı yerleri saymazsak...