27 Aralık 2011 Salı

Zebra Kek...

Uzun zamandır yapmadığım zebra keki geçen hafta çocuklarım için hazırladım. Çayın yanına en iyi kurtarıcı gibi gördüğüm keki pişirirken bir yandan da ince ince yağan karı izledim. Fırındaki kek soğuk havalarda daha bir leziz geliyor gözüme. Evi saran kek kokusu da bir sıcaklık katıyor yüreğime...
Üzeri zebra şekline benzedi ama ben kakaolu kısmını biraz daha fazla ayırdığım için alt kısım çoğunluk kakaolu oldu. Tavsiyem yarısından fazlasını sade, diğer kalan kısmını kakaolu yaparsanız şekil daha net ortaya çıkabilir. Süt yerine soda kullandım, hem üst kısmı kıyır kıyır oldu, hem de güzel kabardı.
Malzemeler:
3 yumurta
1 paket kakao 25 gr.lık
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı soda
1,5 su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2,5 bardak kadar un
Yapılışı:
Yumurta şekerle çırpılır, un haricindeki malzemeler eklenerek karıştırılır. Kıvamını ayarlamak için un yavaş yavaş eklenir. Hamur ikiye bölünür, bir bölümüne kakao katıp karıştırılır. Kepçe yada kahve fincanı ile yağlanmış yuvarlak kek kalıbına bir fincan beyazından, bir fincan kakaolusundan tam orta kısmına yavaş yavaş dökülerek, hamur bitene kadar tekrarlanır. Isıtılmış 180 derece fırında ilk 30 dakika pişirilir, fırın ayarı 150 getirilerek 10-15 dakika da öyle pişirilir. Afiyet olsun.

21 Aralık 2011 Çarşamba

Islak Kurabiye...

Blog camiasında ün salmış Nino'nun kurabiyelerini sonunda bende denedim. Oğlumun sınıfında yerli malı kutlaması için bu lezzetli kurabiyelerden hazırladım. Çocukların da kakaolu lezzetleri daha çok sevdiğini göz önünde bulundurursak, tatlarını beğeneceklerini umuyorum. Browniyi andırıyor ben şahsen denedim ve onayladım :)
Tarifini de blogumda bulunması için yazıyorum. Aslına göre kakao miktarını arttırdım ve şerbetinin miktarını azalttım.
Malzemeler:

1,5 paket kakao ( 25 gr.lık)
1 çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta
1/2 paket margarin
1 kabartma tozu
1 vaniya
1 çay bardağı şeker
3- 3,5 su bardağı un
Şerbeti için;
2 çay bardagi Seker
2 çay bardagi Su

Not: Şerbeti için daha pratik bir yöntem daha var. 2 çay bardağı soğuk sütle, 2 çay bardağı şekeri güzelce karıştırıp ( şekerin içerisinde erimesi gerekiyor) pişen kurabiyeleri, aşağıda anlattığım gibi içerisine atıp çıkarabilirsiniz. Süt olduğu için ya dolapta saklanmalı ya da soğuk bir yerde muhafaza edilmeli. Bu şekilde daha pratik oluyor. Ben son zamanlarda bu şekilde yapmaya başladım.
Yapılışı: Şerbeti yoğunlaşıncaya kadar kaynatılır. "Tarifte yazdığı gibi soğutup, buzdolabında da beklettim." Un haricinde diğer malzemeler karıştırılır, unu yavaş yavaş ekleyerek kıvamı ayarlanır. 200 derece fırında üzerleri çatlayana kadar pişirilir." Gerçekten gözünüzün üzerinde olması lazım çok çabuk pişiyorlar." Şerbet soğuk, kurabiyeler sıcakken buluşturulur. Kurabiyeleri şerbetin içerisine sokup çıkartın, bekletmeden servis tabağınıza alın. Tadının oturması için bir gün önceden yapmanızda fayda var. Afiyet olsun.
Üzerine dilerseniz fıstık, fındık veya çikolata sosu dökebilirsiniz.

20 Aralık 2011 Salı

B&N Burger Noodle Kıtchen Brunch Keyfi...

Geçtiğimiz Pazar sevgili arkadaşım Yasemin tarafından davet edildiğim Brunch'a gittim. Şirin ve sıcak bir mekanda, Yıldız Tunçay ve Chef Hüseyin Kurt ortaklığında açılmış olan dükkanı tanıma fırsatı yakaladım. Şöyle ki kapısını açıp içeriye girdiğiniz de kendinizi evinizde gibi hissettiğiniz, doğal ve samimi bir ortam havasını eminim sizlerde yaşayacaksınız.
Birde sohbet arkadaşlarınız zamanın nasıl geçtiğini size hissettirmezse daha da bir keyif alacağınız kesin. Bu sayede bende aylardır görmediğim blog arkadaşlarımla buluşma fırsatını yakaladım.
Yer olarak Ataköy deniz otobüslerinin çıkışında, Komşufırın yanında kalıyor. Bizlere hepsi organik kahvaltılık ürünlerinden ikram ettiler, sessiz bir ortamda çayınızı kahvenizi yudumlayacağınız, hem merkezi hem de sakin bir köşede kalmış bir mekan. Menüdekilere bakmak isterseniz www.b-nkitchen.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Önce arkadaşım Yasemin'e daha sonra da bizi çok güzel ağırlıyan Yıldız Tunçay ve ortağı Hüseyin Kurt beye bu güzel pazar sabahı için teşekkürler ediyorum.

18 Aralık 2011 Pazar

Fırında Tavuk Pirzola ve Kremalı Patates...

Yine bir pazar akşamı, hafta sonu hızla geçip gitti. Benim için bu 2 gün hareketli ve bir o kadar da keyifli idi. Aylardan sonra fırsat bulup blog buluşmasına dahil oldum. Çok şirin bir mekanda bruncha davet edildik. Bugün neler yaptığımı bir daha ki yazımda resimlerle anlatacağım. Eve geldiğimizde acıkmış olan miğdelerimizi doyurmak için bu menüyü tasarladım. Hepimizin bildiği ve çoğumuzun sevdiği patates ve tavuğun birleşimi...
Fırında 200 derecede yukarıda ki resmin üzerine ilaveten 1 kutu krema döktüm, 30 dakika kadar pişirerek (patatesler yumuşayana kadar) üzerine kaşar rendesi gezdirdim. Üzeri kızarana kadar tekrar fırınladım.


Diğer tarafta benim işime çok yarayan, fırınımın temiz kalmasına yardımcı, elektrikli ızgarayı kesinlikle tavsiye ediyorum. Özellikle üzerinde kapak olması gerekiyor. İçeride buharı kaldığı için hem daha çabuk pişiyor hem de çok su kaybetmediğinden lezzeti daha da güzelleşiyor.
Yine bu tavukların harcı için; Zeytinyağı, Tuz, Karabiber, Pulbiber, Kimyon, 1 kaşık salça, Kekik kullandım. Tavuk etleri ile karıştırarak yukarıda ki makinemde 150 ayarına getirip 35-40 dakika kadar pişirdim. Fırında yapılacaksa 170 derecede yine aynı dakikalarda pişirilerek servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.
Elektrikli ızgaramın markasını soran arkadaşlarım oldu. Ben Kenwood kullanıyorum. Özellikle köftelerimi bununla pişiriyorum. Mangal tadında oluyor. Kapaklı olması en önemli özelliği.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Mercimekli Patates Salatası...


Çay saati için değişik ve lezzetli bir alternatif.
Yapımı Aysun'dan.

Malzemeler:
5 tane orta boy patates
1 su bardağı mercimek
Taze soğan
Yarım limon
Pulbiber, tuz
Üzerini süslemek için çeri domates, dereotu ve mayonez

Patatesleri soyup küp küp doğrayarak mercimek ile birlikte az suda lapa oluncaya kadar pişirin, soğuduktan sonra limon, pulbiber,yeşil soğan, tuz ekleyerek, servis tabağında düzleştirin. Domates, dereotu ve mayonezle süsleyin. Afiyet olsun...

11 Aralık 2011 Pazar

Zeytinyağlı Kara Lahana Sarması Ve Kırmızı Biber Salatası...


Aysun arkadaşım Trabzon'lu olduğu için kara lahana evlerinde çok sık tüketiliyor. Bende bir Sinop'lu olarak kara lahanaya aşinalığım mevcut, kendilerini çok da severim. Üzüm yaprağı ile yapılan zeytinyağlı dolmayı birde aynı şekilde kara lahanadan denemenizi tavsiye ediyorum.

Malzemeler:
2 bağ kara lahana
3 adet soğan
1,5 su bardağı pirinç
1, 5 tatlı kaşığı nane
1, 5 tatlı kaşığı pulbiber
1,5 tatlı kaşığı tuz
Kuş üzümü ve fıstık ( isteğe bağlı)
1 çay kaşığı karabiber


Soğanları yemeklik doğrayın, sıvı yağda pembeleşene kadar kavurun. Pirinci ve diğer malzemeleri ekleyerek karıştırın. 1 su bardağı sıcak su ekleyerek, suyunu çekene kadar pişirin ve ılınmaya bırakın. Lahanaların sap kısımlarını kopararak geniş bir tencerede sıcak suda 2-3 dakika haşlayın. Lahanaları kevgir yardımıyla çıkarıp soğuk suya atın, süzgeç yardımıyla suyunu süzdürerek lahanaları sarın. Sarılmış lahanalara sıcak su ekleyip üzerine zeytinyağı gezdirerek pişmeye bırakın. Afiyet olsun.



5-6 tane közlenmiş kırmızı biberi, 6-7 yemek kaşığı süzme yoğurt, tuz, 1-2 çorba kaşığı mayonez
ile karıştırıp çay saatlerinde servise sunabilirsiniz.

10 Aralık 2011 Cumartesi

Mantarlı Kiş...

Aysun'dan ilk tarif, şiddetle tavsiye ediyorum :)

Malzemeler:
15 çorba kaşığı un
3 çorba kaşığı yoğurt
1 kabartma tozu
200 gr.margarin

Üzeri için;
3 soğan
2 paket mantar
2 kutu krema
2 yumurta
1 tatlı kaşığı tuz ve karabiber
1,5 su bardağı kaşar peyniri

Bütün malzemeler yoğrulur, hamur haline getirilir. Borcama el yardımı ile yayılır. 180 derece ısıtılmış fırında pembeleşinceye kadar pişirilir. Soğumaya bırakılır. Diğer taraftan soğanlar yağda sotelenir, dilimlenmiş mantarlar ilave edilerek suyunu salıp çekene kadar pişirilir. Ilındıktan sonra 2 kutu krema mantara karıştırılır. Soğuyan hamurun üzerine mantarlar dökülür ve onun üzerine 2 tane yumurta tuz ve karabiber ile çırpılarak mantarın üzerine gezdirilir. En son rende kaşar serpilerek üzeri kızarana kadar yine 180 derece fırına verilir. Afiyet olsun.

9 Aralık 2011 Cuma

Aysun'da Çay Saati...

Geçen hafta Aysun arkadaşımıza çaya davetliydik. Bu kadar güzel hazırlık yapmasına, 2 küçük çocuğa rağmen uğraşmasına üzülsem de , lezzetler beni alıp başka diyarlara götürmeye yetti.
Sohbet de tatlı olunca, önümüzde ki yiyecekler daha bir lezzetlendi... Buluşmalarımızda ayrılmaz üçlü grubu oluşturduk :) Voltran gibi... Aysun, Cemile'yi çağırırken otomatik bende gidiyorum, ya da ben Aysun'u çağırınca olmazsa olmaz Cemile'miz de geliyor. Bu üçlü kurulmazsa zaten görüşme yapılamıyor eksiklik oluyor, yani mutlu olmak imkansız gibi bir durum anlıyacağınız :) Arayı açmadan görüşmeye çalışıyoruz. İşten güçten, çocuktan ayırdığımız altın saatler bunlar :)
Aysun'cum herşey çok güzeldi, ellerine yüreğine sağlık, bundan sonra sıra bende, en kısa zamanda inşallah tekrar bir araya gelmek temennisiyle diyor ve sofradakileri paylaşıyorum...
Mercimekli Patates Salatası...

Mantarlı Kiş...
Zeytinyağlı Karalahana Sarması...

Yoğurtlu Kırmızı Biber Salatası...

Vee Şekerpare..

Arkadaşımdan tarifleri aldıkça paylaşacağım.
Herkese Hayırlı cumalar diliyorum...

7 Aralık 2011 Çarşamba

Patates Çorbası...

Patates aşkım küçük yaşlarıma dayanıyor, hal böyle olunca da blogum en çok patatesli tariflerimle tıklanıyor. Bu çorbam da yine çok basit ve de çocukların hayır diyemiyeceği güzel bir lezzet.
Yapılışı: 4 orta boy patates küp küp doğranır, üzerine hafif çıkacak kadar sıcak su eklenerek pişirilir. Yumuşayan patatesler blendırdan geçirilir. Koyuluğuna göre (1 su bardağına yakın) soğuk süt eklenerek çorba kıvamına getirilir. Orta ateşte birkaç dakika kaynatılan çorbaya, karabiber, tuz ve üzerine kızdırılmış tereyağı dökülerek servis yapılır. Afiyer olsun...

28 Kasım 2011 Pazartesi

Sezar Salata...

Akşam hafif bir yemek düşüncesine girerseniz gerçekten doyurucu ve sağlıklı bir salata tavsiye edebilirim. Biz ailecek çok beğendik, arayı çok açmadan düzenli olarak yapmaya çalışacağım.
İçindeki salata malzemelerini dilediğiniz gibi ekleyebilir, çıkartabilirsiniz. Birde şu sebze kurutucuları tavsiye ediyorum, kalan yeşilliklerinizi de yıkayıp içinde kurutabilir ve buzdolabında daha uzun süre saklayabilirsiniz. Hazır yıkanmış salata malzemeleri her kimin elinin altında olsa eminim çok mutlu olur. Ne yazık ki roka, nane tarzı yeşillikler çok fazla dayanmıyor, bu şekilde yaparak ve de tüketimini hızlı gerçekleştirerek belki başarılı olabiliriz.

Malzemeler:
1 tavuk göğsü (şinitzel doğranmış)
Zeytinyağ
Tuz,pulbiber, kekik
Salatası için;
Göbek salata
Maydanoz
Kuzu kulağı
Roka
Domates, salatalık
Havuç
Mısır
2 dilim ekmek
1 kaşık tereyağ
Üzerine sos;
1 yemek kaşığı mayonez
Zeytinyağ
1 limon suyu
2 diş sarımsak
Tuz, karabiber

Tavuklar zeytinyağı ve baharatlarla harmanlanır, tavada veya elektrikli ızgarada kızartılır. Salatalık malzemeleri kişiye göre elde kırılarak tabağa hazırlanır. Ekmekler küpler halinde kesilerek tereyağında kızartılır. En son sos hazırlanarak servis esnasında malzemelerin üzerine gezdirilir.İsteğe göre üzerine kaşar rendeleyebilirsiniz. Afiyet olsun.

25 Kasım 2011 Cuma

Baklava Yufkasından Patatesli Börek...


Baklava yufkasıyla saray sarması denemem olmuştu, böreğini çok defa duymama rağmen denememiştim ta ki bayram ziyaretimiz de, sofralarına denk geldiğimiz Ferda yengenin ıspanaklı çıtır çıtır böreğini yiyene kadar.Pratik yapımı kolay, lezzetli böreklerim oldu. İç malzemesine yağ olarak tereyağ ve zeytinyağ karışımı kullanmıştım, fırından ilk çıktığında yağ tadını çok alıyorsunuz ama ona biraz dinlenmesi için müsade ederseniz enfes oluyor.
.
.
Bu börekleri, lise yıllarımdan sıra arkadaşımla birlikte kahvaltı da yemek için hazırladık. Nerden baksan 15-16 senelik arkadaşım Nagihan'la hatıralarımız çok başka. Çocukluktan, gençliğe giden o ince çizgide böyle güzel bir arkadaş edindiğim için çok şanslıyım. İşin enteresan yanı da aradan 1 sene geçse görüşemesek, konuşamasak bile sanki hiç birşey olmamış gibi aradan geçen zamanı söz etmeden,kaldığımız yerden devam ediyoruz. Nagihan'cım o zamanın sınav günlerini yazmıyorum bak :)) Şimdi de aslında yine konuşacak bir okul konumuz oluyor. O da benim gibi açık öğretim öğrencisi. Yine Nagihan'cım kaç senedir açık öğretim de öğrenci olduğunu hiiiiç yazmıyorum... :))


Yapılışı: İç malzemesi için; 1 soğan+ 1 çorba kaşığı salça az yağda sotelenir+ haşlanmış 4 patates küçük doğranarak ilave edilir. Tuz+karabiber+pulbiber ile birlikte hazırlanır.
Yufkanın birisi tezgaha serilir, üzerine tereyağ ve zeytinyağ karışımı sürülür, 2. yufka üzerine kapatılır tekrar yağlanır 3 ve 4. yufkalarda yağlanarak iç malzemesi konur ve sarılır. ( Ben 2 yufkadan yaptım ince oldular, 4-5 yufka ile daha güzel ve lezzetli olur) Üzerine yumurta sürülerek, çörek otu ve susamla süslenir. 170-180 derece de üzeri kızarana kadar pişirilir. Afiyet olsun.

24 Kasım 2011 Perşembe

Kühne ile Amatör Mutfak Günlüğü...



Yarışma 7 Aralık saat: 16:00 itibariyle sona
ereceketir. Detayları Facebook Kühne Türkiye sayfasından takip
edebilirsiniz…

22 Kasım 2011 Salı

Tavuklu Mantar Fırında...


Mantar ve tavuğun en güzel birleşimi bence bu yemek. Ramazan ayında da kime yaptıysam beğeniyle yediler. Sayfama koymak da geç bile kaldım aslında ama kısmeti bu güne imiş. Yapanınız muhakkak çokdur ama hem kendime hatırlatma olsun hem de sayfamı takip edenlere.
Malzemeler:
1 tavuk göğsü
1 paket mantar
1 soğan
2-3 diş sarımsak
1 kırmızı biber
1 yeşil biber
2 domates veya 1 çorba kaşığı salça
Tuz, karabiber, pulbiber
Beşamel sosu için;
1 kaşık tereyağ
3 çorba kaşığı un
2 su bardağı süt
tuz
Üzerine;
Rende kaşar peyniri
Yapılışı:
Küp doğranmış soğan sotelenir, üzerine küp doğranmış tavuklar ilave edilir, suyunu salıp çekinceye kadar sotelenir. Mantarlar dilim dilim doğranarak eklenir, aynı şekilde suyunu çekince, en son küp doğranmış biberler ve domates de ilave edilerek tuzu baharatları eklenir. Beşamel sosu tarife göre hazırlanır, borcama döşenmiş tavuklu mantarın üzerine gezdirilir. Kaşar peynir rendesi de eklenerek fırında üzeri kızartılır. Afiyet olsun.

15 Kasım 2011 Salı

Milyoner...

Bu filmi yeni seyrettim, 2008 yapımı ve birçok dalda ödül almış bir film. Tavsiye ederim, bir film seyrederken en çok sevdiğim şey, o filmden memnun olarak kalkmam. Nadirdir bir filmi sonuna kadar keyifle izleyebildiğim zamanlar, dizileri izlerken bile bazen başından, bazen de sonundan yakalarım ama bu değerli zamanımı en güzel şekilde sonuçlandırmam için de filmin kesinlikle çok güzel olması lazım. Şimdiden iyi seyirler...

8 Kasım 2011 Salı

...

Tüm insanların Kurban bayramı mübarek olsun. Sevdiklerimizle nice güzel sağlıklı bayramlar olsun inşallah.

Fotoğraf internetten alıntıdır.

12 Ekim 2011 Çarşamba

Sebze Çorbası...

Benim evde sık yaptığım bir çorba. Çocuklarıma yaparken bizde nasipleniyoruz. Şu sıralarda da herkes grip, herkes hasta, havalar soğuyor ve ben bu havalarda birtek sıcak bir çorbanın hayalini kuruyorum. Yazmaya devam etsem çorba içinde bir şiir tutturabilirim burda. Yani demem o ki o kadar şiirsel bir çorba :) Siz zevkinize göre malzemeleri eksiltip, değiştirebilirsiniz.
Malzemeler:
1 orta boy kereviz
1 büyük boy patates
1 adet havuç
1 sap pırasa ( pazardan yarım kilo alıyorum, 3 defada çorbalar için tüketiyorum)
3 diş sarımsak
Bir tutam maydanoz
2 çorba kaşığı kırmızı mercimek
2 çorba kaşığı pirinç
1 bardak et suyu veya et bulyon
Zeytinyağ, tuz
Yeteri kadar sıcak su
Yapılışı:
Malzemeler küçük küçük doğranır, maydanozlar hariç diğerleri tencereye alınarak üzeri geçene kadar sıcak su ve et suyu eklenir. 5-10 dk. sonra maydanozlarda saplarıyla ilave edilerek piştikten sonra blendırla inceltilir, koyuluğuna göre sıcak su ile ayarlanır. Tuzu ve yağı ilave edilerek 1-2 taşım kaynatılır. Afiyet olsun.

24 Eylül 2011 Cumartesi

Bak yine Eylül ve Ben...

Burası Seda'nın Günlüğü. Benim yazdığım, benim yazamadığım, vazgeçtiğim, paylaştığım, sevindiğim, duygulandığım, sessizce klavye ve ekranla bir bütün olup dile geldiğim blogumda, geçen giden yaşımı uğurlayıp, yeni yaşıma da burada merhaba demeliyim. Blogumu açtım açalı tam 4 kez doğum günü geçirmişim. Hızlı ve anlamadan...
.
.
.
Çok şükür geçen giden yaşlarıma, bundan sonraki hayatımda da çocuklarımla, eşimle, huzurlu, sağlıklı, hayırlı bir ömür diliyorum. Tüm insanlar mutlu ve huzurlu olsunlar inşallah.
.
.
Evet yine eylül ve ben.
Şimdi 30 sularında yüzüyorum...

16 Eylül 2011 Cuma

Patatesli Yumurta...

Öğrenci yemeği olarak da bilinir. Hazır hafta sonu gelmişken ekleyeyim dedim. İster sabah kahvaltıya, ister akşam çayın yanına, her zaman keyifle yenir bizim evde. Tarifini de adettendir diyerek yazıyorum, herkese iyi hafta sonları...
Yapılışı:
2 büyük boy patates minik küpler halinde doğranır. 1 yemek kaşığı becel ve 2 yemek kaşığı sıvıyağ tavada eritilir, patatesler bu yağda kızartılır. Üzerine çırpılmış 4 yumurta, pulbiber, tuz ve karabiber gezdirilir. Servis yapılır.

15 Eylül 2011 Perşembe

Domates Çorbası...


Domateslerin şu güzel zamanında yapılası bir çorba. Salça kullanmaya gerek kalmadan yapılmış doğal bir çorba oldu. Pazarda dayanamayıp 5 kilo kadar aldım, rendeleyerek buzdolabı poşetlerine bölüştürüp derin dondurucumda saklayacağım. Buzluğumda öyle geniş geniş alanım yok ama kışın çok canımızın çektiği zamanlar için ayrılmış birkaç poşetim olsa bile yeter.
Malzemeler:
4-5 iri domates
4 çorba kaşığı un
1 su bardağı süt
1 bardak et suyu veya et bulyon
Tuz, karabiber, kekik
Üzerine rendelemek için kaşar peyniri
Yapılışı:
2-3 yemek kaşığı sıvıyağda un 1-2 dakika kavrulur, rendelenmiş domatesler ilave edilir. Beraber karıştırılarak 2-3 dakika pişirilir. Koyuluğuna göre sıcak su, et suyu ve sütü ilave edilir. Beraberce 5 dakika kadar pişirilir. Tuzu ve baharatlarıda eklenerek servis esnasında kaşar peyniri tabaklara rendelenir. Afiyet olsun.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Aşk Tesadüfleri Sever...


Uzun zamandır güzel bir film izlemedim ta ki bu akşama kadar. Yanılmıyorsam şubat ayları gibi vizyona girdi bu film ama gerçekten bu kadar güzel olduğunu hiç bilmiyordum. Konusu muhteşemdi, karakterler ve oyuncular da öyle. Umarım hakkını verecek kadar izleyeni olmuştur, bende sağolsun arkadaşımın tavsiyesi ile izledim, etkisinden kurtulmak biraz zor oluyor ve düşündükçe düşündürüyor.
Benden de sizlere öneri, eğer izlemediyseniz kesinlikle tavsiye ediyorum.

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Birkaç güzel mani...


Rabbimizin nîmeti,
Ölçülür mü kıymeti?
Bu ayda müminlere,
Saçar bolca rahmeti
.
Sokak yolu dar mıdır?
Minaresi var mıdır?
İftara kal diyorlar,
Acep aslı var mıdır?
.
Tepsiler dizi dizi,
Dâvete bekle bizi,
Adresi iyi yaz ki,
Kolayca bulam sizi
.
Yaram derindir eşme
Aman derdimi deşme,
Sahurda börek yoktu
Gözlerim oldu çeşme
.
Gökyüzünün melekleri
Devran eder felekleri
Bu ayda ikram edenin
Zayi olmaz emekleri

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Yardımlarımızı Esirgemiyelim...

Geç kalmayalım...

Aşağıda birkaç yardım kuruluşunun linkini ekledim. Önemli olan onlara ulaşması, ve bir seferlik değil, her ay elimizden geldiği kadarıyla, bizde görevimizi bilip bir kap yemek sunalım kardeşlerimize...

http://ramazan.denizfeneri.org.tr

www.kimseyokmu.org.tr

www.kizilay.org.tr

www.ihh.org.tr

5 Ağustos 2011 Cuma

İlk İftar Davet Sofram...

Karşı komşu önemlidir, kapıyı açtığın zaman konuşabilmek, konuştuğunda birbirini anlamak, anladığını samimiyetle görmek... Çok şükür ki benim böyle bir komşum var, aslında komşudan da öte artık. 8 sene önce oturduğum eve gelin geldiğimde çok yadırgamıştım, kapıyı çalıp hoşgeldin diyen de olmadı, biz şurada oturan komşunuz diyen de, öyle ki Ayberk'ime hamileliğim de çorban varmı diyen de... ta ki 3 sene öncesine kadar...
Allah bozmasın şimdi böyle bir kapı komşum var. Dün akşam beraber oruçlarımızı açtık, ortada dolaşan 3 küçük çocuğa rağmen, hepimiz sakin,kararlı ve anlık çözümler üreterek çok güzel bir akşam geçirdik.

Akşam menüde çerkez tavuğuda vardı. Uzun zamandır yapmak istediğim bir tarifti. Tadını beğendik, ben bir tariften gördüğüm kadarıyla sütle ıslattım ekmekleri, onun yerine yoğurt olduğu taktirde daha lezzetli olacağına, malzemelerin birbirini daha iyi tutacağına, bu mezenin bol sarımsak kaldırabileceğine, dün akşam ki açık oturumda karar kıldık :)
Çerkez tavuğu için:
3 parça tavuk but
3-4 çorba kaşığı yoğurt
2-3 diş sarımsak
3-4 dilim bayat ekmek içi ( yoksa etimek)
1 su bardağı ceviz
1 çay bardağı ılık tavuk suyu
Tuz, pulbiber
Üzerine gezdirmek için zeytinyağı
Yapılışı:
Tavuk etleri üzerini geçecek su ve çeyrek dilim limon suyu ve tuz ile haşlanır. İri olacak şekilde didilir. Rondonun içerisine ekmek parçaları, sarımsak, yoğurt, tavuk suyu,ceviz ve tuzu eklenerek
bır bırlanır :) didilmiş tavuk etlerinin üzerine gezdirilerek, zeytinyağı ve pulbiberle süslenir. Afiyet olsun.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Hazinem...

İnsan bunlara bakarak nasıl haz duyabilir, onu gelin bana sorun :)
Ayda bir kere aldığım 2 parça kuzu inciğimi, emektarım düdüklümde eti kemiğinden ayrılana kadar haşlayıp, suyunu da böyle bardaklara bölüştürüyorum. Çocuklarıma pişirdiğim her çorbanın lezzeti, kuvveti bol olsun, inşallah tüm çocuklar sağlıklı, aileleri de mutlu olsun...

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Hayırlı Ramazanlar...

Çok şükür ki bir Ramazan ayı daha görmek nasip oldu. Rabbim cümlemize bu güzel ayı, en güzel şekilde geçirmek nasip etsin inşallah.
Nice Ramazanlara...

24 Temmuz 2011 Pazar

Sebzeli Mücver...

Sıcaklardan insanın birşey yapası gelmiyor ama yapmadan da olmuyor ki. Sebze olsun dedik, kolay olsun dedik sonunda mücver çıktı ortaya. Belki benden de size fikir olur. Hayırlı pazarlar herkese...

Malzemeler:
2 büyük boy kabak
1 adet havuç
Yarım demet maydanoz
Yarım demet dereotu
2 adet taze yeşil soğan
1 adet taze sarımsak (isteğe bağlı)
1 yumurta
1 kabartma tozu
Tuz, karabiber, pulbiber
1 tatlı kaşığı nane
1 çay kaşığı kuru fesleğen ( isteğe göre)
Aldığı kadar un( ben yaklaşık tepeleme 8 çorba kaşığı un ekledim)
Yapılışı: Kabaklar rendelenir ve avuç avuç alınarak suları sıkılır süzgece konur. Havuçlar rendenin ince yeriyle rendelenir, diğer malzemelerde ince doğranarak birlikte harmanlanır. Un miktarı kabak ve malzemelerin durumuna göre yavaş yavaş eklenir. İki kaşık yardımıyla kaptan alınıp tavada şekillendirilerek kızgın yağda kızartılır.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Kuş Misali...


Bu kadar kısa yani herşey... Bir hafta gibi kısa bir tatil sürecimizde hayatımda ilk defaları yaşadım. İlk defa uçağa bindim mesela :)
Korkularımın yersiz olduğunu ve aslında insanoğlu için ne kadar pratik çözüm olduğunu ben yeni keşfedenlerdenim. Buna sebep aslında biraz da çocuklarımızın küçük olması. Saatlerce arka koltukta çocukları oyalamak gerçekten inanılmaz zor bir iş. Birde bir oyuncağı alıp dakikalarca oynamıyorlarsa... Uçakta neyse ki havada kalma süremiz 1 saat olduğundan, biraz çubuk krakerdi, biraz oyuncakdı derken, ne ben uçtuğumu anladım, ne de nasıl konduğumuzu :) iyi oldu aslında sonra da dönüşte alıştım zaten.
Eskilerde eşimle Akdenizi köşe bucak sürekli seyir halinde dolaştığımızdan dolayı bu sefer otelden dışarı hiç çıkmadık. Çocuklar ve sıcak hiç çıkmayı düşündürmedi zaten. Ayberk'im bu sefer güzel eğlendi. Su kuşu oldu tabiri caizse. Ben bu tatilde anladım ki Ayberk'im gerçekten büyümüş. Can simidini kaptığı gibi atladı sulara, ikinci gün esmerleşmeye başlamıştı bile. Bense genelde Keremle vakit geçirmek durumundaydım, çorba saatiydi, uyku saatiydi derken eşimle çocukları paylaşmış olduk :) Minik yavrumda gezmenin, evde olmamanın keyfini çıkardı ama abisi kadar cesur davranmayarak, denizi görmesiyle tavuz kuşu gibi kafasını koynuma sokması bir oldu. Kimbilir onun minik gözlerinde, alabildiğine su ve dalga nasıl bir intiba bıraktı...
Ve yine her sene olduğu gibi bu senede evlilik yıldönümümüz tatilimize denk geldi. 9. senemize merhaba dedik. Rabbim cümlemize sağlıklı bir yuva, sağlıklı bir hayat nasip etsin. Saygının tükenmediği, bir ekmeği paylaşma sevincinin eksik olmadı bir hayat olsun inşallah.
Dedim ya kuş misali... Bulutlarla yan yanayken dünyada ne kadar küçük bir varlık olduğunu daha iyi anlıyor insan. Bu kocaman dünyada, küçücük kalplerimizin hep huzurlu olması temennisiyle hoşçakalın...

27 Haziran 2011 Pazartesi

...

Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde Seda adında bir blogcu varmış, iki oğlu olmuş, kendisinden bir daha haber alınamamış. Günler sonra birgün çıkagelmiş. Küçük oğlu 8 aylık olmuş ve zaman bulabilmiş ki bloguna tekrar yazmaya başlamış. Onlar ermiş muradına, blogcumuz başlasın bakalım anlatmaya... :)
Anlatacak o kadar çok şey var ki bu aralar hayatımda. En önemlilerinden birisi erkek kardeşimi sözledik. Ailemize bir kardeşim daha katıldı. Tatlı telaşlar vardı hayatımızda. Yüzüklerini taktık, nişana kadar onlarda yorgunluklarını ancak atarlar üzerlerinden.
Bir diğeri de eskiden çalışma hayatında tanıştığım, o zamanlar stajyerim olan, şimdilerde kendisini geliştirip, bildik bir bankada takım kaptanı olan kardeşimin nikah şahidi oldum. Nikahını bu kadar yakından izleme fırsatını bana verdiği için ayrıca çok mutlu oldum. İnşallah hayatları boyunca mutlu olurlar.
Çocuklarımla gün içinde zamanla yarışıyorum desem yeridir. Biri emekleme hazırlıklarına başladı bile. Zaten kucak zamanlarından karıştırılcak yerler hesaplanmıştı kafasında :)
Abisi şimdiden kardeşine sorular soruyor, muhabbet etmek istiyor kendince. Bana da küçük kardeşi kukla gibi konuşturmak kalıyor. Ne karakterlere giriyorum bir bilseniz. Bazen Kerem oluyorum, bazen bir yemek konuşuyor ( beni yemelisin, yoksa büyüyemezsin gibi...) bazen de bir oyuncak. Şimdilerde patlıcan yemeği yerken sürekli anlatmamı istediği ve bizim hayalimizdeki kahraman olan obur Murat'ımız var. Bu obur Murat öyle çok yemek yemek istiyor ki anlatamayız. Kafadan hikaye oluşturmak, sallamak bazen içimizi şişirse de, yemeğini yemede katkısı olduğu tartışılmaz bir gerçek :) bazen aklına gelip anlatırmısın dediğinde bu aralar obur Murat tatilde cevabını veriyoruz :)
Hikaye dinlemeyi herkes sever, yaş kaç olursa olsun...
Şimdilik benden bu kadar. Tekrar görülmek üzere.
Sağlıcakla kalın...

20 Nisan 2011 Çarşamba

Portakallı Kek..


Bende baharı özlemle bekleyenlerdenim. Dışarı da bir yağmur havası, evde sana sürekli uykuyu hatırlatan bir karanlık. Eve gelen dergide sana portakallı keki hatırlatırsa, akşamın geç saatide olsa, mutfağa girip kek pişirmek kaçınılmaz oluyor tabi :)
Bu keki Ayberk'imle pişirdik, sabretti uyumadan bekledi, sıcak sıcak tüm aile keyifle yedik. Çok fazla bir beklenti olmadan, sadece portakallı bir kek yemek isterseniz tavsiye ederim.
Malzemeler:
3 yumurta
7 çorba kaşığı un
7 çorba kaşığı şeker
1 çay bardağı sıvıyağ
1 portakal kabuğu rendesi ve suyu
Yarım paket kabartma tozu
Yapılışı:
Şeker ve yumurta çırpılır ve diğer malzemeler eklenerek 170 derece ısıtılmış fırında 40 dakika pişirilir. Afiyetler olsun.

4 Nisan 2011 Pazartesi

Enginar Görünümünde Zeytinyağlı Kereviz...

Herkese güzel bir hafta diliyorum. Nasıl oldu yine pazartesi oluverdi işte. Sağlıkla, huzurla geçer günlerimiz inşallah. Kerevizimize gelince, ben bu sunumla Şaduman ve Aysun arkadaşım dolayısıyla tanıştım. Kendileri tam bir sebze sever ev hanımları olmalarından dolayı, üretkenlik de alabildiğine güzel oluyor. Bende sizlerle paylaşmak istedim, sizde benim gibi ilk defa karşılaşıyorsanız buyrun sizde deneyin, şimdiden afiyetler olsun.


Malzemeler:

1 kilo kereviz

2 havuç

1 su bardağı bezelye

3 su bardağı portakal suyu

1 tatlı kaşığı şeker

1 çay bardağı zeytinyağı

2 orta boy soğan

tuz


Yapılışı:

Kerevizlerin kabukları soyulur ve kararmaması için tuzlu suda bekletilir. Ortadan ikiye bölünerek, bıçakla enginar görünümü verilir. Ortadan çıkan kısımlarda küp küp doğranır.Soğan küp küp ya da dilerseniz yarım ay şeklinde doğranır, Havuçlar halka halka kesilir, Tencereye soğanlar, havuçlar, kerevizler,bezelye, şeker, tuz, zeytinyağı ve sıkılmış portakal suyu gezdirilerek kısık ateşte sebzeler yumuşayana kadar pişirilir. Buharı çıkınca kerevizlerin içerisi tenceredeki malzemelerle doldurarak servis yapılır.

31 Mart 2011 Perşembe

Çocuğu salladım geldim...

Kocaman bir merhaba... Ne verebileceğim bir tarifim ne de paylaşacak bir bilgim var. Bu aralar çok uzak kaldığımın farkındayım ama sizde anlarsınız ki iki çocuk idare etmek biraz zor oluyor. 2. oğlum artık 5 aylık oldu, herşeyin farkında ve herşeye anlayarak bakıyor. Keşif yapmaya bayıldığı gibi, sanırım ben onu kucakda gezdirirken, kısmetse emeklediği zamanlarda nerden ne karıştırsam hesapları bile yapılıyor :). Sağlık nedeniyle de bebek olmasına rağmen sünnetimizi de yaptırdık. İnsan bir kere yaşayınca tecrübe ediniyor, zorluğunu anlıyor ama beni bekleyen kısmetse bir sünnet daha var. 2-4 yaş arası önerilmediğinden büyük oğlumu sünnet ettirmedim. Belki de daha iyi oldu, birisi ile ilgilenirken diğeri aklımda kalmayacak. Bugün de evimizin yeni bireyi için, Ayberk'imin odasında değişiklikler yapıyorum. Bir ranza aldım, güzel güzel geçinirlerse ne ala... :) Bugünlük böyle olsun ama artık arayı bu kadar açmıyacağım söz. Sizleri de elimden geldiği kadarıyla takip ediyorum. Hepinize kocaman sevgiler, selamlar...

30 Mart 2011 Çarşamba

...

Geliyorum, geliyorum... Şu çocukları bir mutlu edeyim, evimi toparlayayım, yemeğimi pişireyim... sonra kısmetse buraya geliyorum. , Görüşmek üzere...

22 Şubat 2011 Salı

Honeybana Balparmak Süzme Çam Balı...

Evime gelen paketle tanıştım bu şirin lego ve ballarla. Çocuklar için paketlenmiş ve ilgilerini çekecek karakterlerle süslenmiş. Şahsen bizim evde oğlum tarafından çok takdir gördü ve sizlerle paylaşmak istedim. Balın şifa olduğu hepimiz tarafından bilinen bir gerçek. Honeybana ile ilgili faydalı bilgileri aşağıda okuyabilirsiniz.

Winnie the Pooh, Periler ve Oyuncak hikâyesi olmak üzere çocukların ilgiyle izledikleri Disney karakterlerinin resimlerini taşıyan yeni “Honeybana Balparmak Süzme Çam Balı Serisi”; çocukların gelişimlerinde sayısız faydası olan balı daha fazla severek tüketmelerine yardımcı olacak.
Yerkesik ve Marmaris yörelerinden derlenen Honeybana Balparmak Süzme Çam Balı, 40gr.’lık tekli ambalaj ve 3’lü paketlerde sunuluyor. Bu sayede çocuklar günlük enerji ihtiyaçlarını karşılamaya ve vücut dirençlerini arttırmaya katkı sağlayan balı; kahvaltıda, okulda, sokakta kısacası her yerde kolayca tüketebilecekler.

Çocuklar Neden BAL Yemeli?
• Bal çocuğunuzun gelişimi için gerekli vitaminler, mineraller, aminoasitler gibi pek çok yaşamsal faktörü içerir. Vücudun hücre ve doku yapımına destek olur.
• Süte bal katılması, çocuğunuzun hem bal, hem süt tüketimini kolaylaştırır.
• Öksürüğü gidermeye yardımcı olur.
• Çocuğunuzun bağırsak mikroflorasını geliştirir; sindirimini kolaylaştırır.
• Ağız ve diş sağlığının gelişimine katkıda bulunur; diş ve kemik yapısını destekler. Antibakteriyel özelliği ile ağız içi hijyenine yardımcı olur.
• Gün boyu harcayacağı enerjinin karşılanmasında önemli rol oynar.


Çocuklar ne kadar tüketmelidir?1 yaşından büyük çocuklar kilo başına her gün ortalama 1 gr. bal tüketilmelidir. Örneğin: 20 kg. çocuk günde 20 gr. yani yaklaşık 1,5 yemek kaşığı ya da 3 tatlı kaşığı bal tüketmelidir.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Tavuklu Mantarlı Sote...

Sabahın erken saatlerinde büyük oğlum uyuyor ama küçük oğlum şimdiden asker olmaya meraklı, gıy gıy beee sesleriyle kendi diliyle isteklerini belli ediyor. 3 ayını doldurdu, artık etrafı inceleyebildiği için dışarıda ağlasa da kucağıma aldığımda biraz olsun oyalayabiliyorum.
Hafta sonları her ne kadar plan yapsak da kürkçü dükkanına dönen tilki gibi, kendimizi Ayberk'imin oyun salonunda buluyoruz. İki adım atıp " hadi Ayberk gidiyoruz" diyerek 5 saatin geçtiğine bizzat şahit oldum. Her zaman dediğim gibi çok şükür bu günümüze...
Bende dün akşam saat 22:00 olmasına rağmen, gündüzden yapmayı planladığım tavuk sotemi pişirdim. Hadi ben pişirdim, pişirdiğimle kalmadık oturduk ailecek yanında pilavla yedik. Misafire sunulabilen lezzetli bir yemek oldu.
Malzemeler:
1 kemiksiz tavuk göğsü
400 gr. mantar
1 kırmızı biber
1 yeşil biber
1 soğan
2-3 diş sarımsak
Tuz, karabiber, pulbiber, köri
Yapılışı:
Soğan küp küp doğranarak kıyılmış sarımsakla kavrulur, kuşbaşı doğranmış tavuklar ilave edilir, suyunu salıp çekince 2-3 dk.daha kavrularak orta büyüklükde doğranmış mantarlar ve biberler ilave edilir. 5 dakika kadar daha kavrulur. Birer yemek kaşığı biber salçası ve domates salçası ilave edilir, üzerine 1 su bardağı kadar sıcak su eklenerek mantar ve tavuklar pişirilir, suyu çok azalırsa azar azar eklenir. En son tuzu ve baharatları da eklenerek servise sunulur. Üzerine kıyılmış maydanoz da serpebilirsiniz. Afiyet olsun.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Blogum Hep Aklımdasın...


Bir yandan yanlız olmanın verdiği cesaret ile oğlumun ağlamaması için el şıklatıp türkü söylüyorum, (sesim kötü olsada, annenin ki güzel gelir yavrusuna :)) bir yandan şu yazımı yazıp diğer yandan da oğlumun yatağını sallıyorum,ne marifetliymişim de haberim yokmuş :) 2 ayımızı bir hafta geçiyoruz. Gaz problemimiz yine var ama çok şükür ilk günler gibi değil. Şu an uçmak istercesine beni al desede, gözünün içine bakarak konuşmam onu biraz idare ettiriyor. Abisini sorarsanız, o da daha küçük bir çocuk olduğu için kendine oyun arkadaşı arıyor. Komşum sağolsun bugün Ayberk'im onun yanında, akşamları da kızı ile iyi birer arkadaş oldular.
Geçen hafta sonu yine gezme planları yaptım :) gülüyorum çünkü komik ve de sinir harbiyle geçen bir hafta sonu oldu. Evde otursam daha güzel olurdu diye düşünmüyor değilim. Biri bir yandan ağlıyor, diğeri büyük diyorsun o da dışarı çıkınca evrim geçiriyor. Bu aralar böyleyiz yani. Sokak da çıldırmış elindeki puseti sallayan bir anne, bir yandan 4,5 yaşında bir çocuğun arkasından koşan bir baba görürseniz, işte işte onlar biziz :) Tabi bu da bir dönem diyerek sabrediyoruz. İkinci çocuktan sonra insan biraz daha rahat davranıyor, mesela bebek ağlıyor, biz babasıyla hayran hayran dinliyoruz. Özlemişmiyiz ne :) Ya da ilki biraz zor büyüdüğü için, alışkanlık da olabilir. Bu arada ben ne durumdayım, ben mi o da kim ?? :)
Tekrar görüşmek üzere...
Sağlıcakla kalın