Çok uzun ara oldu yazmayalı. Oğlumun üst üste gelen rahatsızlığından dolayı hiç keyfim de yoktu. Hani derler ya "evdeki huzur" sağlık olsun deyip her şeyin boş olduğunu anladığım zamanlardı bu sıralar. Sağlığın zaten önemini bildiğim halde, aklımdan çıkmaz bir hal almışdı. Çok şükür iyiyim bu günlerde. Oğlum iyiye gidiyor. Çocuk hastalıkları olur denir ama yavrun hastayken birşey yapamamak gibisi de yok. Allah tüm çocuklara sağlık, afiyet, mutluluk versin inşallah.
30 Haziran 2009 Salı
Ben geldim...
Gönderen
Seda'nın Günlüğü
12
yorum
Etiketler: Günlüğümden
16 Haziran 2009 Salı
Milföylü Çıtır
Bizim için büyük bir şey başarmanın mutluluğunu yaşıyorum şu an :) Yaklaşık 6 sene öncesinden beri, burada ki büyük bir pastaneden ara sıra da olsa aklımazdan çıkmayan bu milföylü çıtırdan alırdık. Çileklisini bulmak biraz zor oluyordu. Biz akşam saatlerinde almak istediğimizden dolayı genelde kalmamış olduğunu öğrenerek umutsuzca evimize dönerdik :) Misafirlerimiz için istediğim kadar ve taptaze sunacağım tatlılarım oldu. Pastaneden aldığımız tatlılar da milföyleri ince ve kıyır kıyır olduğu için aşağıda ki resimde de göreceğiniz gibi, oklava ile incelterek, uzunlamasına ikiye kestim. Kabarmasını istemediğimden dolayı da çatalla üzerine noktacıklar açtım. Gerisini tarifte anlatmaya devam edeyim :) Heyecanlandım da birden :)
Tadı da aynı pastaneden aldığım gibi, hiç bir tat farkı yok, denemeniz tavsiye ederim.
Malzemeler:
Yarım kilo süt
1,5 tepeleme çorba kaşığı nişasta
1,5 tepeleme çorba kaşığı un
Yarım su bardağı şeker
1 çay kaşığı vanilya
Bir kişi için 1 milföy hamuru hesaplanır.
Bu ölçüler 4-5 kişi içindir.
10 adet kadar çilek
Üzeri için pudra şekeri
Yapılışı: Milföyler resimdeki gibi hafif çözülünce şeklini bozmadan inceltilir. Uzunlamasına ikiye kesilir.190 derece fırınca kızartılır. Diğer tarafta süt, nişasta, şeker, un birlikte pişirilir. Altını kapattıktan sonra vanilyası ilave edilir. Ilındıktan sonra milföyün üzerine bolca döşenir, araya çilekler ve tekrar kremasından sürülür. En üzerine ikinci milföy parçasını koyup, bolca pudra şekeri serpilir. Günlük bir tatlıdır. Kişi sayısına göre yapılır. Afiyet olsun.
09 Haziran 2009 Salı
Yaz Türlüsü...
Sıcakların arttığı şu zamanlar da dışarı çıkmak ne mümkün. Dün oğlumu kreşe bırakıp eve gelene kadar sıcaktan öyle yoruldum ki, bugün yine biraz esintili çok şükür. Ayberk'imle parka ancak akşam saatlerinde çıkabiliyoruz. Bugün de yine evden çıkmadan evdeki sebzelerimle bir türlü yaptım. Adı üstünde türlü olunca, dilediğim sebzeyi katmakla özgür oldum. Yanına da yaz meyvesinden karpuz kesildi mi bitti gitti :)
Yemeğin tarifine gelince;
Malzemeler:
Yarım kilo fasulye
1 patates
1 adet akdeniz kabağı
5 büyük boy domates
3 büyük diş sarımsak
2-3 sivribiber
1 büyük soğan
Sıvıyağ ve tuz
1 bardak sıcak su
Yapılışı: Fasulyeleri görünümü güzel olması açısından uzunlamasına kesip ikiye ayırdım, evde olan akdeniz kabağı yani tombul kabağımı da, dışını çatalla çizikler atarak yine fasulyenin uzunluğu gibi doğradım. Patatesleri de aynı şekilde uzunlamasına doğradıktan sonra, tencerenin dibine sıvıyağ, doğranmış soğan ve biraz fasulye biraz kabak, aralara doğranmış sarımsak ve biraz domates şeklinde hepsini tencereye aldım. En üstü sarımsak ve domatesle döşedikten sonra tuzunu ilave ettim. 1-2 kaşık yine sıvıyağ gezdirerek 1 su bardağı kadar sıcak su ekleyerek, kapağı kapalı olarak pişirdim. Sağlıklı bir yaz yemeği oldu. Afiyet olsun.
Gönderen
Seda'nın Günlüğü
12
yorum
Etiketler: Ana yemekler
03 Haziran 2009 Çarşamba
Nereden Nerelere...
Birkaç gündür ablamın bebeğini beklediğimizden dolayı, ne elim iş tuttu, ne de başka birşey...
Dün İrem 'imiz dünyaya geldi :) Teyze olmak, anne olmaktan sonra en büyük kavramlardan biri sanırım. Çok minik, istediği sadece annesinin yanında uyumak. Ayberk'in yeni bir arkadaşı oldu, tabi oynamak için bayağı bir beklemesi gerekecek :)
Bu fotoğraf da benim gözüm gibi sakladığım, içinde birçok anlamlar taşıyan geçmişimdir. Bir ablama bakıyorum, bir de kendime. ( en sağdaki benim, en soldaki de ablam :) Kıyafetlerimizin aynı olmasından anlaşılıyor zaten ...) Zaman sandığımızdan da hızlı geçiyor.
Allah tüm çocuklara sağlık, mutluluk, huzur ve hayırlı birer evlat olmalarını nasip etsin.
Gönderen
Seda'nın Günlüğü
17
yorum
Etiketler: Günlüğümden
24 Mayıs 2009 Pazar
Algida Çorlu Carte d'Or Fabrika Gezisi...
Carte d'Or Fabrika gezisinin olacağını bildiğimden beri heyecanlıydım. Gerçekten üretim bölümünü çok merak etmiştim. Günler öncesinden yer haritasını çıkarmıştık eşimle. Aylin Hanım gerçekten her konuda bizi titizlikle bilgilendirdi. Her seferinde olduğu gibi candan ve sıcak yaklaşımından dolayı kendisine tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Oğlum ve eşimle gitmeyi planladığımdan dolayı biz kendi aracımızla gelmeyi uygun bulduk. Zaten yer olarak bize 1 saat uzaklıktaydı. 11:30 da buluşma gerçekleşecekti, tabi biz otobüslerden önce, Algida fabrikasının otoparkına varmıştık. Bu kadar büyük ve ne kadar temiz bir yer olduğu dışarıdan bile anlaşılabiliyordu. Otobüsler yanaştığında içeriden el sallayan arkadaşları görünce bir kez daha mutlu olmuştum. Herşey çok güzel planmış ve dizayn edilmişti. Başta çay kahve ve biraz atıştırma yaptıktan sonra sunum için hepimiz toplandık. Başta Canan Hanım bizi çok güzel bilgilendirdi. Algida'nın Çorludaki dondurma fabrikası dünyada üçüncü büyük dondurma üretim tesisiymiş. Ardından Hakkı bey üretim ile ilgili çok güzel konuşmalar yaptı. Çalışanların işe başlama şekilleri, giyinmelerinden tutunda, hammaddelerin ne denli hassas ve dikkatli bir şekilde işlenip, hangi kontrol sistemleri ile üretildiği gibi birçok konuda önemli bilgiler verdi. Meğer dondurma üretimi ne kadar detaylı ve hassas bir konuymuş...
İlk defa bu kadar dondurmayı bir arada görmüştüm, çok sistemli ve kesinlikle el değmeden hazırlandığını, her kolinin ayrı ayrı kilolarının ölçüldüğünü, her makinanın çıkışında metal dedektörü gibi kontrol sistemlerinin olduğu ve içeride çalışanların ne kadar hızlı olduğunu farkettim. İtiraf etmeliyim, paketleme yapılmış yeni çıkan dondurmaları tatmak gerçekten çok eğlenceliydi :) Özellikle hani kutu içine dondurmaların yanyana ve değişik şekillerde kat kat nasıl konduğunu canlı olarak gördük. Kolilerde paketlenen dondurmalar havadaki konveyörlerden hızlı bir şekilde depoya gidiyordu. Kornet üretim bandını keyifle izledik. Özellikle robot merakından dolayı oğlum otomatik makinelere merakla baktı durdu. Üretimde şoklama bölümü -36 dereceyi gösteriyordu. Üretim yerini gördükten sonra zaten kalitesinden emin olduğum dondurmaları, keyifle alacağımdan eminim.
Biz kendi arabamıza bindikten sonra fabrika çıkışında ziyaretçileri aldıkları yerlere götürecek olan Asya ve Avrupa diye ayrılan iki servis otobüsünün resmini çekmek istedim. Öyle bir duygu ki sanki tatil esnasında konvoy halinde yolda gidiyormuşuz gibi bir hisse kapıldım. Herşey için teşekkürler Carte d'Or...
Gönderen
Seda'nın Günlüğü
12
yorum
Etiketler: Günlüğümden
21 Mayıs 2009 Perşembe
"Seda Nazik"
Yine bu akşam evde ne yapsam, ne pişirsem diye düşünürken, dolabımı açtım. Yarım paket mantarım vardı, 2 tane de patlıcanım. Evdekileri değerlendirip bir yemek yapmak dı niyetim. Gerçekten bu kadar güzel olacağı benim bile aklıma gelmedi. Eşim eve geldiğinde közlenmiş patlıcan kokuları, bir yandan mantarlar :) ne yemek yapıyorsun dedi, dedim ismini koyacağız çünkü bunu ilk defa deniyorum :) Eşim yemekten sonra yüzünde gayet memnun bir ifade bayağı bir düşündü ve bu yemeği ben keşfettiğim için adı "Seda Nazik olsun adı" dedi. Gerçekten özel bir misafire bile yapılabilecek özel bir yemek oldu. Misafirlere servis esnasında bakır kaplarda sunulabilir mesela. Esasen etsiz ali naziğin üzerinde mantar sote olan bir yemek.. İkisinin tadı birleşince harika oldu diyebilirim :)
Bana yorum yazan bir arkadaşın, aslında Ali nazik değil de Hünkar beğendinin sosu olduğu için Seda beğendi olmalıymış demesi üzerine, yanlışlığımı bu yazı ile düzeltiyorum. Kendisine bilgilendirdiği için teşekkür ederim.
Malzemeler:
2 adet patlıcan
3 çorba kaşığı un
350 gr.kadar süt
2 çorba kaşığı margarin
2 yemek kaşığı kadar rendelenmiş kaşar
Tuz
200 gr. mantar
1 büyük soğan
1 büyük domates
2 sivri biber
Tuz, karabiber, nane
Yapılışı: Patlıcanlar közlenir, kaşıkla içi alınır ve minik doğranır. Diğer tarafta mantarlar yıkanır, orta incelikte doğranır. Ocağa 2 kaşık kadar sıvıyağı alıp doğranmış soğanlar ilave edilir. Kavrulduktan sonra mantarlar eklenir. Mantarlar pişmeye yakın ince doğranmış sivribiberler ve 1-2 dakika sonra da küp küp doğranmış domatesler ilave edilir. Domatesler içinde kaybolmadan, (Isınması ve hafif kendini bırakması yeterli) tuzu, karabiberi ve yarım çay kaşığı kadar nanesi ilave edilerek altı kapatılır.
Alt sosu Ali nazikde ki gibi, ilk önce margarin ocakta eritilir, üzerine un ilave edilir. Un 3-4 dakika kadar kavrulur. Süt yavaş yavaş üzerine ilave edilir. Miktarını koyarken sizde ayarlayabilirsiniz, kaşığa çok yapışmayacak şekildeyken rende kaşarlar ilave edilir. Daha sonra da patlıcanlar eklenerek karıştırılır ve tuzu ilave edilir. Servis tabağına önce patlıcanlı sos, üzerine de mantarlar döşenir, istenirse maydonozla süslenir. Afiyet olsun.
Gönderen
Seda'nın Günlüğü
20
yorum
Etiketler: Ana yemekler
18 Mayıs 2009 Pazartesi
Kabaklı Havuçlu Çorba...
08 Mayıs 2009 Cuma
Anneler Gününüz Kutlu Olsun...
Bugün mutlulukları üst üste yaşadım. Sabah Carte d'OR ekibinden çok güzel sürprizler aldım, oğlum kreşten geldiğinde de bana bu güzel çiçeği sundu. Anlayacağınız bugün benim için çok sevinçli bir o kadar duygusal bir gün oldu.
Ben de bu üst üste gelen mutlu günümde, minik yavruma Browni yaptım, yanına da Carte d'OR'un vanilyalı dondurmasını kondurdum. Blogumun olmasına da bir kez daha sevindim. Mutluluğumu paylaşacak candan arkadaşlar olduğunuz için. Tüm annelerin Anneler günü kutlu olsun. Sağlıklı,huzurlu mutlu günler hepimizin olsun.
Bu tarifimi de Sevgili Yasemin'in Dondurma etkinliğine yolluyorum, Bildiğiniz gibi Cate d'OR kendisine ait bir blog açtı Dondurmalı Blog adresine de bu tarifi paylaşıyorum.Bu Browni 5 dk. da hazırlanan, 10 dakika da pişen ve 6 kişilik olan pratik ve de lezzetli bir tariftir. Hızlı ve çabuk hemde sunumu kolay oluyor.
Malzemeler:
3 çorba kaşığı un
2 yumurta
3 çorba kaşığı şeker
3 çorba kaşığı margrin
125 gr. bitter çikolata
Carte d'OR vanilyalı dondurma
Yapılışı:
Yumuta, şeker ve un çırpıcıyla karıştırılır. Margarin eritilir ve ocak açıkken çikolata da dahil edilerek beraberce erimesi sağlanır. Erir erimez hemen ocaktan alınır. Bu çikolata karışım, diğer un, yumurta, şeker karışımına dahil edilir. Karışırılır, muffin kalıplarına eşit miktarda 6 adet olacak şekilde dağıtılır. 200 derece ısıtılmış fırında 10 dakika pişirilir. Üzerine beyaz çikolatayla süs yapabilirsiniz. Ben tabak süsü için bitter çikolata rendeledim. Afiyet olsun.
Gönderen
Seda'nın Günlüğü
13
yorum
Etiketler: Etkinlik, Günlüğümden
06 Mayıs 2009 Çarşamba
Hediyeleşmek Etkinliği ( Hediyelerimi aldım :))
Bende bana çıkan blog arkadaşıma hediyelerimi gönderdim. Umarım o da benim kadar beğenir. Sürpriz olacağından dolayı ismini yazmıyorum :)
01 Mayıs 2009 Cuma
Çıtır Tavuk ve Ispanaklı Garnitür...
Perşembe günü Ağız Tadı programında Emine Beder yapmıştı bu yemeği. Garnitürüyle hoş olur diyerek bende denedim. Lezzetli bir akşam yemeği oldu. Çıtır tavuk çok defa duyduğum ama hiç denemediğim bir tarifti. Özellikle çocuklar için hoş bir yemek diyebilirim.
Malzemeler:
Yarım kilo tavuk göğsü biftek
250 gr. kilo ıspanak
200 gr. krema
1 paket baharatlı cips
1 çorba kaşığı un
1 çorba kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri
1 çorba kaşığı dolmalık fıstık
1 su bardağı süt
Tuz
Yapılışı:
Krema geniş bir kaseye boşaltılır. Üzerine 1 çay kaşığı kadar tuz ilave edilir. Diğer bir eniş kaba da cipsler ufalanır. Tavuk Biftekler önce kremaya sonra da cipse bulanarak, yağlanmış fırın tepsisine dizilir. 200 derece ısıtılmış fırında pişmeye bırakılır. Diğer tarafta 1 çorba kaşığı dolmalık bir az yağda kızartılır. Yıkanmış ve kökleri ayrılmış ıspanak yaprakları büyükçe doğranır ve fıstıklara ilave edilir. Ispanaklar kendini bırakınca hafif tuz atılarak altı kapatılır. Beşamel sos için 1 çorba kaşığı un az yağda hafif kavrulur, üzerine süt ilave edilir. Koyulaşınca kaşar peyniri de eklenerek, ıspanaklar la karıştırılır. Kızarmış tavuğun yanın da servis yapılır. Afiyet olsun.
Bu arada oğluma bir civciv aldık. Birkaç günlüğüne bizde misafir olacak. Bebek gibi birşey :) Akşam Ayberk'i ben uyuttum, civcivimiz Zilli'yi de eşim :) Pamuklardan bir yatak yaptık ona. Yanlız kalınca cik cik diye bizi çağırıyor. Avucumuzun içinde bir bebek gibi uykuya dalıyor. Oğluma da şimdiden sorumluluk verdik :) Ayberk nerde bizim Zilli peşinde :) Daha ne kadar bizim misafirimiz olur bilemiyorum, aldığımız yere çok büyümeden iade edicez ama şimdilik bizim Zilli evinde mutlu :)
Gönderen
Seda'nın Günlüğü
18
yorum
Etiketler: Ana yemekler

