10 Ağustos 2009 Pazartesi

Kısır...

Bir kısır tarifi de benden olsun. Blogumda çay saatinin baş kahramanı olsun istedim.
Yeni hafta da hayatınız da her işinizin rast gitmesi dileklerimle...
Sağlıcakla...

Malzemeler:
2 su bardağı kısırlık bulgur
Üzerine çıkacak kadar kaynar su
1 çorba kaşığı domates salçası
1 çorba kaşığı biber salçası
Yarım demet maydonoz
Yarım demet taze soğan
5-6 ad. salatalık turşusu
1-2 adet salatalık
1,5 limon suyu
Tuz, nar ekşisi, zeytinyağı
Yapılışı:
Kaynar su salça ile karıştırılarak, bulgura ilave edilir. Islatılmış bulgurun kapağı kapatılır, suyunu çekmesi beklenir. Hazır olan bulgura ince doğranmış malzemeleri eklenerek, tuzu, limonu, zeytinyağı eklenir. Üzerine dilerseniz küp doğranmış domates ve salatalıklarla süsleyip servis yapılır. Afiyet olsun.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Ev Usulü Tantuni...

Tantuniyi ilk Bakırköy' de yemiştim. O günden sonra aklıma geldikçe evde bu şekilde yapmaya başladım. Gerçeğinin yerini tutmaz tabiki ama, bu şekilde de biz çok seviyoruz. Acı bibere de bu aralar biraz fazla düşkün oldum, acıyla aram pek iyi olmasa da ağzım yana yana ve yine de ısrarla yemek geliyor içimden :) Tantuninin aslı, minik kuşbaşı etiyle yapılıyor.

Malzemeler:
6 adet yağlı veya dürümlük lavaş ( dürümlük lavaş tat olarak hafif tuzsuz olduğundan iç malzemesinin tuzunu ona göre ayarlamak gerekiyor. Yağlı lavaş benim tercihim )

350 gr. kıyma
2 orta boy soğan
1 büyük domates
2 çarliston biber
Tuz, karabiber
Yarım çay kaşığı kekik

Yapılışı: İri doğranmış soğanlarla birlikte kıyma kavrulur. Kıymanın kavrulmasıyla biber ve domates eklenir, sonradan tost makinasında lavaşla birlikte pişeceği için, domates ve biberin hafif pişmesi yeterli. En son tuzu, karabiberi ve kekiği de eklenir. Lavaşlara eşit miktarda bölüştürülür ve kenarları da içe katlanarak dolanır. Tost makinasında lavaşın kızarmasıyla servise sunulur. Afiyet olsun.


26 Temmuz 2009 Pazar

Kahvaltı için alternatif...

Pazar günleri alışıldığın dışında kahvaltı yapmak her evde olduğu gibi bizde de var. Dünden kalan ekmeklerim de değerlendirilmek istenince, kolay ve lezzetli ekmekçikler önerebilirim sizlere.
Ekmek dilimlerine becel, dilim kaşarlar, ince dilimlenmiş sucuk, domates, çarliston biber ve tuz.
İstenirse kekik de serpilebilir. Üstten ısıtılmış fırında kızarana kadar pişirilir. Afiyetler olsun.

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Bugün ne mi yesek...

"Bugün ne yesek" hayatımız yemek üzerine :) Mutfağımdan bugün servise sunulanlar..
Dün akşam dan beri patates salatası ve kızartılmış börekleri hayal ettim. Ne de çok özlemişim bu ikiliyi. Patates salatası için daha önce blogumda tarifini yazdığım sayfanın linkini tıklayabilirsiniz.

Şu an bulunduğum odanın da fotoğrafını çekmek isterdim :) Fiber internet bağlantısına geçtik bugün. Dolapların arkasından kablolar geçireceğimizden dolayı eşyalarım biraz hareketlendiler, Umarım memnun kalırız. Şimdilik herşey çok hızlı görünüyor :) Bende ışık hızında temizliğe geçsem çook iyi olacak...
Hepinize güzel ve keyifli bir hafta sonu diliyorum.

16 Haziran 2009 Salı

Milföylü Çıtır


Bizim için büyük bir şey başarmanın mutluluğunu yaşıyorum şu an :) Yaklaşık 6 sene öncesinden beri, burada ki büyük bir pastaneden ara sıra da olsa aklımazdan çıkmayan bu milföylü çıtırdan alırdık. Çileklisini bulmak biraz zor oluyordu. Biz akşam saatlerinde almak istediğimizden dolayı genelde kalmamış olduğunu öğrenerek umutsuzca evimize dönerdik :) Misafirlerimiz için istediğim kadar ve taptaze sunacağım tatlılarım oldu. Pastaneden aldığımız tatlılar da milföyleri ince ve kıyır kıyır olduğu için aşağıda ki resimde de göreceğiniz gibi, oklava ile incelterek, uzunlamasına ikiye kestim. Kabarmasını istemediğimden dolayı da çatalla üzerine noktacıklar açtım. Gerisini tarifte anlatmaya devam edeyim :) Heyecanlandım da birden :)
Tadı da aynı pastaneden aldığım gibi, hiç bir tat farkı yok, denemeniz tavsiye ederim.



Malzemeler:

Yarım kilo süt
1,5 tepeleme çorba kaşığı nişasta
1,5 tepeleme çorba kaşığı un
Yarım su bardağı şeker
1 çay kaşığı vanilya

Bir kişi için 1 milföy hamuru hesaplanır.
Bu ölçüler 4-5 kişi içindir.

10 adet kadar çilek

Üzeri için pudra şekeri

Yapılışı: Milföyler resimdeki gibi hafif çözülünce şeklini bozmadan inceltilir. Uzunlamasına ikiye kesilir.190 derece fırınca kızartılır. Diğer tarafta süt, nişasta, şeker, un birlikte pişirilir. Altını kapattıktan sonra vanilyası ilave edilir. Ilındıktan sonra milföyün üzerine bolca döşenir, araya çilekler ve tekrar kremasından sürülür. En üzerine ikinci milföy parçasını koyup, bolca pudra şekeri serpilir. Günlük bir tatlıdır. Kişi sayısına göre yapılır. Afiyet olsun.

9 Haziran 2009 Salı

Yaz Türlüsü...

Sıcakların arttığı şu zamanlar da dışarı çıkmak ne mümkün. Dün oğlumu kreşe bırakıp eve gelene kadar sıcaktan öyle yoruldum ki, bugün yine biraz esintili çok şükür. Ayberk'imle parka ancak akşam saatlerinde çıkabiliyoruz. Bugün de yine evden çıkmadan evdeki sebzelerimle bir türlü yaptım. Adı üstünde türlü olunca, dilediğim sebzeyi katmakla özgür oldum. Yanına da yaz meyvesinden karpuz kesildi mi bitti gitti :)


Yemeğin tarifine gelince;

Malzemeler:
Yarım kilo fasulye
1 patates
1 adet akdeniz kabağı
5 büyük boy domates
3 büyük diş sarımsak
2-3 sivribiber
1 büyük soğan
Sıvıyağ ve tuz
1 bardak sıcak su

Yapılışı: Fasulyeleri görünümü güzel olması açısından uzunlamasına kesip ikiye ayırdım, evde olan akdeniz kabağı yani tombul kabağımı da, dışını çatalla çizikler atarak yine fasulyenin uzunluğu gibi doğradım. Patatesleri de aynı şekilde uzunlamasına doğradıktan sonra, tencerenin dibine sıvıyağ, doğranmış soğan ve biraz fasulye biraz kabak, aralara doğranmış sarımsak ve biraz domates şeklinde hepsini tencereye aldım. En üstü sarımsak ve domatesle döşedikten sonra tuzunu ilave ettim. 1-2 kaşık yine sıvıyağ gezdirerek 1 su bardağı kadar sıcak su ekleyerek, kapağı kapalı olarak pişirdim. Sağlıklı bir yaz yemeği oldu. Afiyet olsun.

21 Mayıs 2009 Perşembe

"Seda Nazik"


Yine bu akşam evde ne yapsam, ne pişirsem diye düşünürken, dolabımı açtım. Yarım paket mantarım vardı, 2 tane de patlıcanım. Evdekileri değerlendirip bir yemek yapmak dı niyetim. Gerçekten bu kadar güzel olacağı benim bile aklıma gelmedi. Eşim eve geldiğinde közlenmiş patlıcan kokuları, bir yandan mantarlar :) ne yemek yapıyorsun dedi, dedim ismini koyacağız çünkü bunu ilk defa deniyorum :) Eşim yemekten sonra yüzünde gayet memnun bir ifade bayağı bir düşündü ve bu yemeği ben keşfettiğim için adı "Seda Nazik olsun adı" dedi. Gerçekten özel bir misafire bile yapılabilecek özel bir yemek oldu. Misafirlere servis esnasında bakır kaplarda sunulabilir mesela. Esasen etsiz ali naziğin üzerinde mantar sote olan bir yemek.. İkisinin tadı birleşince harika oldu diyebilirim :)


Bana yorum yazan bir arkadaşın, aslında Ali nazik değil de Hünkar beğendinin sosu olduğu için Seda beğendi olmalıymış demesi üzerine, yanlışlığımı bu yazı ile düzeltiyorum. Kendisine bilgilendirdiği için teşekkür ederim.



Malzemeler:

2 adet patlıcan
3 çorba kaşığı un
350 gr.kadar süt
2 çorba kaşığı margarin
2 yemek kaşığı kadar rendelenmiş kaşar
Tuz

200 gr. mantar
1 büyük soğan
1 büyük domates
2 sivri biber
Tuz, karabiber, nane

Yapılışı: Patlıcanlar közlenir, kaşıkla içi alınır ve minik doğranır. Diğer tarafta mantarlar yıkanır, orta incelikte doğranır. Ocağa 2 kaşık kadar sıvıyağı alıp doğranmış soğanlar ilave edilir. Kavrulduktan sonra mantarlar eklenir. Mantarlar pişmeye yakın ince doğranmış sivribiberler ve 1-2 dakika sonra da küp küp doğranmış domatesler ilave edilir. Domatesler içinde kaybolmadan, (Isınması ve hafif kendini bırakması yeterli) tuzu, karabiberi ve yarım çay kaşığı kadar nanesi ilave edilerek altı kapatılır.
Alt sosu Ali nazikde ki gibi, ilk önce margarin ocakta eritilir, üzerine un ilave edilir. Un 3-4 dakika kadar kavrulur. Süt yavaş yavaş üzerine ilave edilir. Miktarını koyarken sizde ayarlayabilirsiniz, kaşığa çok yapışmayacak şekildeyken rende kaşarlar ilave edilir. Daha sonra da patlıcanlar eklenerek karıştırılır ve tuzu ilave edilir. Servis tabağına önce patlıcanlı sos, üzerine de mantarlar döşenir, istenirse maydonozla süslenir. Afiyet olsun.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Kabaklı Havuçlu Çorba...


Havalar çok ısındı ama ben sürekli sıcak çorba pişiriyorum. Oğlum hafif bir grip geçirince, sebze de yemek istemeyince, çareyi çorbalara katmak da buluyorum. Çok şükür hastalığı ilerlemeden iyileşti. Bu çorba da tamamen evde olan sebzelerle yapıldı, tadını da ben çok beğendim. Oğlun yedimi derseniz, İştahsızlığından dolayı binbir oyunla yedirdim. Haydi oyunumu da söyleyeyim :) Tolga adında bir oyuncağımız var bizim. Traş bıçağının da bıçağı çıkarılmış, traş sabunu sıkılmış ve Ayberk beyimiz Tolga'yı traş ederken, yani transa geçmek üzereyken :) yedirdim. Bugüne kadar yaptığım oyunları yazsam herhalde oyunun gerçekten sınırsız olduğu bir daha kanıtlanabilir. Edebiyat da olduğu gibi, giriş acıkması, gelişme oyun, sonuç yine ben kazandım :)
Malzemeler:
2 büyük boy havuç
2 kabak
1,5 litre su ( yarı yarıya et suyu konulabilir)
1 et bulyon
1 çorba kaşığı tereyağ ve 2 çorba kaşığı kadar sıvıyağ
Tuz, karabiber
Terbiyesi;
2 yumurta sarısı
2 çorba kaşığı un
1 su bardağı süt
Yapılışı: Kabak ve havuçlar rendenin ince yeriyle rendelenir. Tencerede tereyağ ve sıvıyağ ile birlikte sotelenir. Sıcak su ve et bulyon eklenir, havuç ve kabaklar pişince ( zaten ince rendelendiği için çok kısa sürede pişiyor) Terbiyesi hazırlanır. Çorbadan biraz terbiyeye eklenerek ılındırılır ve çorbaya hızlıca karıştırılarak eklenir. Tuzu ve karabiberi de eklenerek 1-2 dakika sonra ocaktan alınır. Afiyet olsun.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Hediyeleşmek Etkinliği ( Hediyelerimi aldım :))


Sevgili Bahar arkadaşımın düzenlediği "HEDİYELEŞME ETKİNLİĞİ" ne bende dahil olmuştum. Bu sabah birbirinden güzel hediyelerimi aldım. Föndü seti özellikle istediğim bir şeydi. Buzdolabı magneti de çok şirin bulduğum ve daha önce Deryalı Günler de görüpte yapmak istediğim bir süstü. Anlıyacağınız bu kadar güzel olabilir benim için. Bana hediye gönderen arkadaşım İ.Hasibe ÖZDEMİR Blog ismi İffetin Günlüğü ne çok ama çok teşekkür ediyorum, Candan mektubu ve özenip de gönderdiği hediyeleri için. Konya'dan geldi kargom. Bu sayede bende kendisini tanımış oldum. Tekrar teşekkür ederim :)

Bende bana çıkan blog arkadaşıma hediyelerimi gönderdim. Umarım o da benim kadar beğenir. Sürpriz olacağından dolayı ismini yazmıyorum :)

1 Mayıs 2009 Cuma

Çıtır Tavuk ve Ispanaklı Garnitür...


Perşembe günü Ağız Tadı programında Emine Beder yapmıştı bu yemeği. Garnitürüyle hoş olur diyerek bende denedim. Lezzetli bir akşam yemeği oldu. Çıtır tavuk çok defa duyduğum ama hiç denemediğim bir tarifti. Özellikle çocuklar için hoş bir yemek diyebilirim.

Malzemeler:
Yarım kilo tavuk göğsü biftek
250 gr. kilo ıspanak
200 gr. krema
1 paket baharatlı cips
1 çorba kaşığı un
1 çorba kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri
1 çorba kaşığı dolmalık fıstık
1 su bardağı süt
Tuz

Yapılışı:
Krema geniş bir kaseye boşaltılır. Üzerine 1 çay kaşığı kadar tuz ilave edilir. Diğer bir eniş kaba da cipsler ufalanır. Tavuk Biftekler önce kremaya sonra da cipse bulanarak, yağlanmış fırın tepsisine dizilir. 200 derece ısıtılmış fırında pişmeye bırakılır. Diğer tarafta 1 çorba kaşığı dolmalık bir az yağda kızartılır. Yıkanmış ve kökleri ayrılmış ıspanak yaprakları büyükçe doğranır ve fıstıklara ilave edilir. Ispanaklar kendini bırakınca hafif tuz atılarak altı kapatılır. Beşamel sos için 1 çorba kaşığı un az yağda hafif kavrulur, üzerine süt ilave edilir. Koyulaşınca kaşar peyniri de eklenerek, ıspanaklar la karıştırılır. Kızarmış tavuğun yanın da servis yapılır. Afiyet olsun.


Bu arada oğluma bir civciv aldık. Birkaç günlüğüne bizde misafir olacak. Bebek gibi birşey :) Akşam Ayberk'i ben uyuttum, civcivimiz Zilli'yi de eşim :) Pamuklardan bir yatak yaptık ona. Yanlız kalınca cik cik diye bizi çağırıyor. Avucumuzun içinde bir bebek gibi uykuya dalıyor. Oğluma da şimdiden sorumluluk verdik :) Ayberk nerde bizim Zilli peşinde :) Daha ne kadar bizim misafirimiz olur bilemiyorum, aldığımız yere çok büyümeden iade edicez ama şimdilik bizim Zilli evinde mutlu :)


Bu da ne kadar fotojenik olduğunu gösteren resmi :)