31 Ocak 2011 Pazartesi

Tavuklu Mantarlı Sote...

Sabahın erken saatlerinde büyük oğlum uyuyor ama küçük oğlum şimdiden asker olmaya meraklı, gıy gıy beee sesleriyle kendi diliyle isteklerini belli ediyor. 3 ayını doldurdu, artık etrafı inceleyebildiği için dışarıda ağlasa da kucağıma aldığımda biraz olsun oyalayabiliyorum.
Hafta sonları her ne kadar plan yapsak da kürkçü dükkanına dönen tilki gibi, kendimizi Ayberk'imin oyun salonunda buluyoruz. İki adım atıp " hadi Ayberk gidiyoruz" diyerek 5 saatin geçtiğine bizzat şahit oldum. Her zaman dediğim gibi çok şükür bu günümüze...
Bende dün akşam saat 22:00 olmasına rağmen, gündüzden yapmayı planladığım tavuk sotemi pişirdim. Hadi ben pişirdim, pişirdiğimle kalmadık oturduk ailecek yanında pilavla yedik. Misafire sunulabilen lezzetli bir yemek oldu.
Malzemeler:
1 kemiksiz tavuk göğsü
400 gr. mantar
1 kırmızı biber
1 yeşil biber
1 soğan
2-3 diş sarımsak
Tuz, karabiber, pulbiber, köri
Yapılışı:
Soğan küp küp doğranarak kıyılmış sarımsakla kavrulur, kuşbaşı doğranmış tavuklar ilave edilir, suyunu salıp çekince 2-3 dk.daha kavrularak orta büyüklükde doğranmış mantarlar ve biberler ilave edilir. 5 dakika kadar daha kavrulur. Birer yemek kaşığı biber salçası ve domates salçası ilave edilir, üzerine 1 su bardağı kadar sıcak su eklenerek mantar ve tavuklar pişirilir, suyu çok azalırsa azar azar eklenir. En son tuzu ve baharatları da eklenerek servise sunulur. Üzerine kıyılmış maydanoz da serpebilirsiniz. Afiyet olsun.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Blogum Hep Aklımdasın...


Bir yandan yanlız olmanın verdiği cesaret ile oğlumun ağlamaması için el şıklatıp türkü söylüyorum, (sesim kötü olsada, annenin ki güzel gelir yavrusuna :)) bir yandan şu yazımı yazıp diğer yandan da oğlumun yatağını sallıyorum,ne marifetliymişim de haberim yokmuş :) 2 ayımızı bir hafta geçiyoruz. Gaz problemimiz yine var ama çok şükür ilk günler gibi değil. Şu an uçmak istercesine beni al desede, gözünün içine bakarak konuşmam onu biraz idare ettiriyor. Abisini sorarsanız, o da daha küçük bir çocuk olduğu için kendine oyun arkadaşı arıyor. Komşum sağolsun bugün Ayberk'im onun yanında, akşamları da kızı ile iyi birer arkadaş oldular.
Geçen hafta sonu yine gezme planları yaptım :) gülüyorum çünkü komik ve de sinir harbiyle geçen bir hafta sonu oldu. Evde otursam daha güzel olurdu diye düşünmüyor değilim. Biri bir yandan ağlıyor, diğeri büyük diyorsun o da dışarı çıkınca evrim geçiriyor. Bu aralar böyleyiz yani. Sokak da çıldırmış elindeki puseti sallayan bir anne, bir yandan 4,5 yaşında bir çocuğun arkasından koşan bir baba görürseniz, işte işte onlar biziz :) Tabi bu da bir dönem diyerek sabrediyoruz. İkinci çocuktan sonra insan biraz daha rahat davranıyor, mesela bebek ağlıyor, biz babasıyla hayran hayran dinliyoruz. Özlemişmiyiz ne :) Ya da ilki biraz zor büyüdüğü için, alışkanlık da olabilir. Bu arada ben ne durumdayım, ben mi o da kim ?? :)
Tekrar görüşmek üzere...
Sağlıcakla kalın