28 Nisan 2010 Çarşamba

Pileli Börek...

Dün akşam yemeğinde canım börek istedi, yanına da çay olsun başka ne ister ki insan. Bazı zamanlar kaçamak akşam yemekleri, arada akşamları yapılan kahvaltılar, "bugün yemek yapmak istemiyorum" derdine hep güzel bir çözüm oluyorlar. Patatesli böreği çok tercih etmeyen eşim bile bu böreği beğendi. Peynirlisi de eminim çok lezzetli olur.


Malzemeler:
3 yufka
5 adet patates
2 adet soğan
Yarım bardak kadar sıcak su
1 çay kaşığı tereyağ+ 1 çorba kaşığı sıvıyağ
Tuz, karabiber

Sosu için;
1 çay bardağı sıvıyağ ( ben biraz eksilttim)
1 çay bardağı süt
1 şişe soda
1 adet yumurta

Yapılışı:
Patatesler haşlanır. Genişçe bir tavada soğanlar küçük doğranarak tereyağ ve sıvıyağ karışımında çevrilir. Rendelenmiş patatesler ilave edilir. Tuzu ve karabiberi eklenerek, yarım bardak kadar sıcak su eklenir ve ezerek karıştırılır. Yapılışını resimli olarak yukarıda bölümler halinde ekledim. En son katladıktan sonra yufkayı kuyruk kısmından güzelce tutup dağıtmadan, elinizi altından geçirerek tepsiye almanız gerekiyor. En son sosundaki malzemeler karıştırılarak böreklerin üzerine gezdirilir. Susamla süsleyerek altı üstü kızarana kadar 180 derecede pişirilir. Afiyetler olsun.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Aslı'nın Kolay Profiterolü...


Aslı'da tarifini ilk gördüğüm anda çok ilgimi çekmişti. Pazar sabahı herkes uyurken hemencecik yapıp dolaba kaldırdım. Gerçekten lezzeti profiterolü çok andırıyor. Ben ve ev halkı tarife onay verince bloguma girmeye hak kazanarak bundan sonra uygulanacaklar listesine girdi. Bu güzel tarif için arkadaşıma teşekkür ederim.
Hafta sonu tatilinden çıkınca her Pazartesi günü gibi bende de hafif hafif sendromlar başlıyor. Evde olmak bu günlere anlam kazandırma işini değiştirmiyor :) benim adıma. Güneşin ısıtması evin aydınlık olması şu pazartesi günlerini güzelleştiriyor en azından. Bizde park mevsimi başladı. Salıncaklar, kayaklar için değil de daha çok karıncalar, toprak, çiçekle ilgilenen oğlum, gelecek hakkında ki mesleğini bana çok düşündürüyor. Bunların farkında olması her yandan güzel, ben çocukluğumda çamurdan telsiz yaptığımı hatırlıyorum mesela :) Dışardan içeriye zor girerdim, bir dizim sürekli yaralıydı. Su ile toprağı çamur haline getirmek, şimdi ki çocukların evlerindeki o yığınla oyuncaktan çok daha keyifliydi. Şimdi ki çocuklarımız da bunların farkında ama alternatiflerinin ne olduğunun farkında değiller...
Gününüzün güzel geçmesini dileyerek, Aslı'nın sitesinde olan tarifi bende kendime hatırlatma olması için bloguma yazıyorum.
Malzemeler:
6 kişilik.
Muhallebisi için:
3,5 su bardağı süt
1 yumurta
l su bardağından 2 parmak eksik un
6 yemek kaşığı tozşeker
l paket vanilya
l paket etimek
l paket toz krem şanti
Çikolata sosu için:
1 paket Dr. Oetker çikolata sos (üzerindeki tarife göre süt 2,5 bardak)
Yapılışı: Süt ile yumurta karıştırılır. Üzerine un ve şeker eklenerek ocakta koyulaşana kadar karıştırılarak pişirilir. Koyulaşan muhallebiyi ocaktan alıp vanilyası ilave edilir. Mikserle 5 dakika kadar çırpılır. Daha sonra toz krem şanti ilave edilerek yine 5 dakika kadar çırpılır. İçerisine etimekler kırılarak ilave edilir. (Muhallebinin biraz daha seyrek olmasını isterseniz bir paketin tamamı yerine yarım paketten biraz fazla ekleyebilirsiniz.) Güzelce karıştırarak bir borcama yada dilediğiniz kaba yayılır.Diğer tarafta çikolata sosunu üzerindeki tarife göre pişirerek muhallebili karışımın üzerine güzelce gezdirilir. Afiyet olsun.

25 Nisan 2010 Pazar

Fotoğraf Albümü...





Baharın gelişiyle çektiğim bir kaç kare fotoğraf. Biraz blogum renklensin, biraz da bakan gözlerimiz.

Hepinize iyi haftalar diliyorum.

20 Nisan 2010 Salı

Mantarlı, Patlıcanlı Güveç...


Bahar geldi, marketlerde güneşin doğal sıcaklığıyla sebzeler güzel güzünü gösterdi. Bana da üretmek kaldı. Dün yine mutfak da bir ilham geldi ki sormayın. Markete yemeklik almaya diye çıktım. Karar veremedim oğluma bile sordum :) Patlıcanı oğlum istedi. Bende yanına mantar kondurdum evimizin yolunu tuttuk.


4 patlıcan közgeç de közlendi. Kabukları soyuldu. Mantarlar doğrandı,(400 gr.) yağda kavrulan 1 adet soğana eklenerek sulanmadan yüksek ateşte kavruldu. 3 biber, 3 domates eklendi sadece 1-2 kez çevirerek ocaktan alındı. Tuzu ve karabiberi de eklenerek...


Güveç kaplara mantarların yarısı paylaştırıldı ( Bu ölçü dolu dolu 4 kişilik oluyor ) Üzerine resimde görüldüğü gibi kaşar rendesi ve közlenmiş iri iri doğranmış patlıcanlar dizildi. (Patlıcanlar tuzsuz olduğu için bu aşamada çok az üzerlerine serpmeniz gerekiyor.) En üste de yine kalan mantarlar ve az biraz yine kaşar rendelenerek 1 milföy hamuruyla kapandı. Üzerlerine 1 çay kaşığı salça ile sıvıyağ karışımı sürülerek 200 derece de ısıtılmış fırına gitti. Üzeri kızarana kadar pişirildi. (Zaten tek milföy olduğu için pişmesi fazla uzun sürmüyor). Ben çok beğendim. Denemek isteyenlere şimdiden afiyetler olsun.

12 Nisan 2010 Pazartesi

Bir Günlük Sayfası...

Bu mevsimde fotoğraflanacak en güzel çiçeklerden biridir herhade laleler. Konuma renk katması için baş köşede yerlerini aldılar bile.

Hafta sonu eşimin işyerinden Çiğdem kardeşi, bizi, Yasemin arkadaşını, Mustafa abisini ve eşini yemeğe davet etti. Çiğdem'lerin düğününde bulunamadığım için ilk defa tanışma fırsatı yakaladım. Annesi, kendisi ve eşi çok misafirperver çok candan insanlar ve ben bulunduğum ortamda çok keyifli bir akşam geçirdim. Bizlere birbirinden güzel yemekler hazırlamış, yorduk biraz kendisini ama hepside birbirinden lezzetli ve özenerek hazırlanmış yemekleri için blogumdan da bir teşekkür etmek istedim.

Blogumu severek takip ettiklerini öğrendiğim de daha çok mutlu oldum. Blog açarken herkes gibi bende nacizane kendime günlük olması ve yaptıklarımın unutulmaması için girişmiştim bu işlere. Seneler geçtikçe arkadaşlıkların ne kadar samimi olduğunu görmek biryerlerden takip edilmek, karşılıklı birşeyler öğrenmek ve daha bir sürü olumlu sonuçla karşılaştım.

Bu yazım Sevgili Çiğdem'e ve daha bilmediğim birçok arkadaşa teşekkür olsun.

İyi haftalar...

7 Nisan 2010 Çarşamba

Kremalı Sebzeli Makarna...


Resimlerim biraz acele çekildi ama yine de sizlerle paylaşmak istedim. Değişik soslarda yapılmış makarnalar hep ilgimi çeker. Gündüzleri acıktığımda ve yemeği hala yapmamışsam, aklıma ilk olarak salça soslu makarna pişirmek gelir ve her seferinde bıkmadan yerim. Salça sosunuda makarnanın kendi suyundan bir bardak kadar alarak beraber pişiririm. Pürüzsüz lezzetli bir sos olur :) yani alt üstü salçalı makarna dimi. Yok laf söyletmem :)

Bu seferki hem makarna hem de sebze şenliği bir arada olunca tadı da o kadar lezzetli oldu. Yanına tavuk şinitzel ya da kızartılmış et çok yakışır.



Malzemeler:
3 kişilik
Yarım paket makarna
Yarım kabak
1 kırmızı biber
1 yeşil biber
200 gr. mantar
1 havuç
Yarım paket krema
Tuz, karabiber
Bir çorba kaşığından az tereyağ
Yapılışı:
Kabak, havuç, biberler, mantar resimde gördüğünüz şekilde ya da dilediğiniz gibi ince doğranır. Makarna bir taraftan haşlanmaya bırakılır. Genişçe bir kapta tereyağı eritilir, havuçlar, mantarlar ve kabaklar ilave edilir. Devamlı karıştırarak yüksek ateşte mantar suyunu bırakmadan 2-3 dakika beraber çevrilir. Biberler dahil edilir. Ateş hep yüksek tutulur. Sebzeler kendini bırakınca "yaklaşık makarna ile aynı sürede oluyor, ne çok diri ne de çok pişmiş olacak." zevke göre pişirilir tuz ve karabiber ilave edilir. Krema eklenir. Krema ile 2 dakika kadar pişirilerek makarnanın üzerine gezdirilir. Afiyet olsun.

6 Nisan 2010 Salı

Sonunda Bitti... :))


Şimdilik bitti desem daha doğru olur sanırım. Final sınavım 29-30 Mayıs'da. Kendime 2 hafta izin verdim, belleğim artık doldu :) dinlenip biraz yer açmam gerekecek. Gelen yorumlarınızı keyifle okudum, güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Sınavım orta karar geçti. Sonuçlar hakkında tahmin bile yapamıyorum. Yanlız geçen hafta sonu iki gün üst üste sınava girmek, iki sınav arası düğüne gitmek, sınavdan sonra da pazar günü o meşhur bitmeyen açılmayan trafikte 3 saat mahsur kalmak beni ciddi anlamda yordu. Herşeye rağmen güzel bir pazar geçirdim. Bu güne kadar hiç bu kadar çok lale görmemiştim. Keşke ömürleri daha uzun olsaydı da uzun süreler izleyebilseydik. Şimdilik ben geldim haberi vermek için uğradım, artık buralardayım. Burayı da çook özledim.
Bir daha ki yazıma görüşmek üzere...