24 Mayıs 2009 Pazar

Algida Çorlu Carte d'Or Fabrika Gezisi...


Carte d'Or Fabrika gezisinin olacağını bildiğimden beri heyecanlıydım. Gerçekten üretim bölümünü çok merak etmiştim. Günler öncesinden yer haritasını çıkarmıştık eşimle. Aylin Hanım gerçekten her konuda bizi titizlikle bilgilendirdi. Her seferinde olduğu gibi candan ve sıcak yaklaşımından dolayı kendisine tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Oğlum ve eşimle gitmeyi planladığımdan dolayı biz kendi aracımızla gelmeyi uygun bulduk. Zaten yer olarak bize 1 saat uzaklıktaydı. 11:30 da buluşma gerçekleşecekti, tabi biz otobüslerden önce, Algida fabrikasının otoparkına varmıştık. Bu kadar büyük ve ne kadar temiz bir yer olduğu dışarıdan bile anlaşılabiliyordu. Otobüsler yanaştığında içeriden el sallayan arkadaşları görünce bir kez daha mutlu olmuştum. Herşey çok güzel planmış ve dizayn edilmişti. Başta çay kahve ve biraz atıştırma yaptıktan sonra sunum için hepimiz toplandık. Başta Canan Hanım bizi çok güzel bilgilendirdi. Algida'nın Çorludaki dondurma fabrikası dünyada üçüncü büyük dondurma üretim tesisiymiş. Ardından Hakkı bey üretim ile ilgili çok güzel konuşmalar yaptı. Çalışanların işe başlama şekilleri, giyinmelerinden tutunda, hammaddelerin ne denli hassas ve dikkatli bir şekilde işlenip, hangi kontrol sistemleri ile üretildiği gibi birçok konuda önemli bilgiler verdi. Meğer dondurma üretimi ne kadar detaylı ve hassas bir konuymuş...


Bir dondurmanın ortaya çıkabilmesi için ne aşamalardan geçtiğini birer birer resimli olarak gördük. Gruplar halinde üretim yerlerine doğru ilerledik. Giydiğimiz kıyafetler içerisinin ne kadar steril olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Tam anlamıyla bir astronota benziyorduk :) Birbirimizi tanımak gerçekten zordu, öyleki oğlum bana dakikalarca baktıktan sonra annesi olduğumu anlayabildi :) Eller yıkandı, kıyafetler giyildi, galoşlar takıldı, içeride yüksek sesten dolayı telsiz kulaklıklar verildi, en son ellerimizi ve galoşlu olmasına rağmen ayakkabılarımızı özel bir makinede sterilize ettikten sonra içeriye girebildik.


İlk defa bu kadar dondurmayı bir arada görmüştüm, çok sistemli ve kesinlikle el değmeden hazırlandığını, her kolinin ayrı ayrı kilolarının ölçüldüğünü, her makinanın çıkışında metal dedektörü gibi kontrol sistemlerinin olduğu ve içeride çalışanların ne kadar hızlı olduğunu farkettim. İtiraf etmeliyim, paketleme yapılmış yeni çıkan dondurmaları tatmak gerçekten çok eğlenceliydi :) Özellikle hani kutu içine dondurmaların yanyana ve değişik şekillerde kat kat nasıl konduğunu canlı olarak gördük. Kolilerde paketlenen dondurmalar havadaki konveyörlerden hızlı bir şekilde depoya gidiyordu. Kornet üretim bandını keyifle izledik. Özellikle robot merakından dolayı oğlum otomatik makinelere merakla baktı durdu. Üretimde şoklama bölümü -36 dereceyi gösteriyordu. Üretim yerini gördükten sonra zaten kalitesinden emin olduğum dondurmaları, keyifle alacağımdan eminim.

Fabrika gezisi sonunda kavak ağaçlarının altında güzel bir piknik alanı karşıladı bizi. Doyasıya sohbet ettik, geçen sefer konuşamadığım arkadaşlarımla konuşma fırsatı yakaladım. Dondurma fabrikasının bahçesinde olunca tabi sürekli bizlere dondurma servisleri yapıldı. Hayatımda belki ilk kez bu kadar dondurma yedim :)


Toplu bir fotoğraftan sonra araçların yolunu tuttuk. Başta Canan Barut olmak üzere, Hakkı beye, Gülsü Hanıma ve Aylin hanıma çook ama çok teşekkür ederim. Böyle güzel bir gün bizlere yaşattıkları için. Ömrümde belki ilk kez böyle bir fırsatı yakalayabildiğim için...

Biz kendi arabamıza bindikten sonra fabrika çıkışında ziyaretçileri aldıkları yerlere götürecek olan Asya ve Avrupa diye ayrılan iki servis otobüsünün resmini çekmek istedim. Öyle bir duygu ki sanki tatil esnasında konvoy halinde yolda gidiyormuşuz gibi bir hisse kapıldım. Herşey için teşekkürler Carte d'Or...

21 Mayıs 2009 Perşembe

"Seda Nazik"


Yine bu akşam evde ne yapsam, ne pişirsem diye düşünürken, dolabımı açtım. Yarım paket mantarım vardı, 2 tane de patlıcanım. Evdekileri değerlendirip bir yemek yapmak dı niyetim. Gerçekten bu kadar güzel olacağı benim bile aklıma gelmedi. Eşim eve geldiğinde közlenmiş patlıcan kokuları, bir yandan mantarlar :) ne yemek yapıyorsun dedi, dedim ismini koyacağız çünkü bunu ilk defa deniyorum :) Eşim yemekten sonra yüzünde gayet memnun bir ifade bayağı bir düşündü ve bu yemeği ben keşfettiğim için adı "Seda Nazik olsun adı" dedi. Gerçekten özel bir misafire bile yapılabilecek özel bir yemek oldu. Misafirlere servis esnasında bakır kaplarda sunulabilir mesela. Esasen etsiz ali naziğin üzerinde mantar sote olan bir yemek.. İkisinin tadı birleşince harika oldu diyebilirim :)


Bana yorum yazan bir arkadaşın, aslında Ali nazik değil de Hünkar beğendinin sosu olduğu için Seda beğendi olmalıymış demesi üzerine, yanlışlığımı bu yazı ile düzeltiyorum. Kendisine bilgilendirdiği için teşekkür ederim.



Malzemeler:

2 adet patlıcan
3 çorba kaşığı un
350 gr.kadar süt
2 çorba kaşığı margarin
2 yemek kaşığı kadar rendelenmiş kaşar
Tuz

200 gr. mantar
1 büyük soğan
1 büyük domates
2 sivri biber
Tuz, karabiber, nane

Yapılışı: Patlıcanlar közlenir, kaşıkla içi alınır ve minik doğranır. Diğer tarafta mantarlar yıkanır, orta incelikte doğranır. Ocağa 2 kaşık kadar sıvıyağı alıp doğranmış soğanlar ilave edilir. Kavrulduktan sonra mantarlar eklenir. Mantarlar pişmeye yakın ince doğranmış sivribiberler ve 1-2 dakika sonra da küp küp doğranmış domatesler ilave edilir. Domatesler içinde kaybolmadan, (Isınması ve hafif kendini bırakması yeterli) tuzu, karabiberi ve yarım çay kaşığı kadar nanesi ilave edilerek altı kapatılır.
Alt sosu Ali nazikde ki gibi, ilk önce margarin ocakta eritilir, üzerine un ilave edilir. Un 3-4 dakika kadar kavrulur. Süt yavaş yavaş üzerine ilave edilir. Miktarını koyarken sizde ayarlayabilirsiniz, kaşığa çok yapışmayacak şekildeyken rende kaşarlar ilave edilir. Daha sonra da patlıcanlar eklenerek karıştırılır ve tuzu ilave edilir. Servis tabağına önce patlıcanlı sos, üzerine de mantarlar döşenir, istenirse maydonozla süslenir. Afiyet olsun.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Kabaklı Havuçlu Çorba...


Havalar çok ısındı ama ben sürekli sıcak çorba pişiriyorum. Oğlum hafif bir grip geçirince, sebze de yemek istemeyince, çareyi çorbalara katmak da buluyorum. Çok şükür hastalığı ilerlemeden iyileşti. Bu çorba da tamamen evde olan sebzelerle yapıldı, tadını da ben çok beğendim. Oğlun yedimi derseniz, İştahsızlığından dolayı binbir oyunla yedirdim. Haydi oyunumu da söyleyeyim :) Tolga adında bir oyuncağımız var bizim. Traş bıçağının da bıçağı çıkarılmış, traş sabunu sıkılmış ve Ayberk beyimiz Tolga'yı traş ederken, yani transa geçmek üzereyken :) yedirdim. Bugüne kadar yaptığım oyunları yazsam herhalde oyunun gerçekten sınırsız olduğu bir daha kanıtlanabilir. Edebiyat da olduğu gibi, giriş acıkması, gelişme oyun, sonuç yine ben kazandım :)
Malzemeler:
2 büyük boy havuç
2 kabak
1,5 litre su ( yarı yarıya et suyu konulabilir)
1 et bulyon
1 çorba kaşığı tereyağ ve 2 çorba kaşığı kadar sıvıyağ
Tuz, karabiber
Terbiyesi;
2 yumurta sarısı
2 çorba kaşığı un
1 su bardağı süt
Yapılışı: Kabak ve havuçlar rendenin ince yeriyle rendelenir. Tencerede tereyağ ve sıvıyağ ile birlikte sotelenir. Sıcak su ve et bulyon eklenir, havuç ve kabaklar pişince ( zaten ince rendelendiği için çok kısa sürede pişiyor) Terbiyesi hazırlanır. Çorbadan biraz terbiyeye eklenerek ılındırılır ve çorbaya hızlıca karıştırılarak eklenir. Tuzu ve karabiberi de eklenerek 1-2 dakika sonra ocaktan alınır. Afiyet olsun.

8 Mayıs 2009 Cuma

Anneler Gününüz Kutlu Olsun...


Bugün mutlulukları üst üste yaşadım. Sabah Carte d'OR ekibinden çok güzel sürprizler aldım, oğlum kreşten geldiğinde de bana bu güzel çiçeği sundu. Anlayacağınız bugün benim için çok sevinçli bir o kadar duygusal bir gün oldu.


Anneler günü vesilesi ile Carte d'OR'un bu çok özel hediyesini paylaşmak istedim. kutuyu açınca mis gibi çiçek kokuları, mutluluğumu tarif edemem ki... ve yine birbirinden güzel dondurma ( Karadut Gizemi, Antep Fıstık Büyüsü, Limon Karadut Vanilya, Çikolata Karnavalı) çeşitleriyle kapımı çaldılar. Teşekküler Carte d'OR...


Ben de bu üst üste gelen mutlu günümde, minik yavruma Browni yaptım, yanına da Carte d'OR'un vanilyalı dondurmasını kondurdum. Blogumun olmasına da bir kez daha sevindim. Mutluluğumu paylaşacak candan arkadaşlar olduğunuz için. Tüm annelerin Anneler günü kutlu olsun. Sağlıklı,huzurlu mutlu günler hepimizin olsun.

Bu tarifimi de Sevgili Yasemin'in Dondurma etkinliğine yolluyorum, Bildiğiniz gibi Cate d'OR kendisine ait bir blog açtı Dondurmalı Blog adresine de bu tarifi paylaşıyorum.Bu Browni 5 dk. da hazırlanan, 10 dakika da pişen ve 6 kişilik olan pratik ve de lezzetli bir tariftir. Hızlı ve çabuk hemde sunumu kolay oluyor.

Malzemeler:
3 çorba kaşığı un
2 yumurta
3 çorba kaşığı şeker
3 çorba kaşığı margrin
125 gr. bitter çikolata
Carte d'OR vanilyalı dondurma
Yapılışı:
Yumuta, şeker ve un çırpıcıyla karıştırılır. Margarin eritilir ve ocak açıkken çikolata da dahil edilerek beraberce erimesi sağlanır. Erir erimez hemen ocaktan alınır. Bu çikolata karışım, diğer un, yumurta, şeker karışımına dahil edilir. Karışırılır, muffin kalıplarına eşit miktarda 6 adet olacak şekilde dağıtılır. 200 derece ısıtılmış fırında 10 dakika pişirilir. Üzerine beyaz çikolatayla süs yapabilirsiniz. Ben tabak süsü için bitter çikolata rendeledim. Afiyet olsun.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Hediyeleşmek Etkinliği ( Hediyelerimi aldım :))


Sevgili Bahar arkadaşımın düzenlediği "HEDİYELEŞME ETKİNLİĞİ" ne bende dahil olmuştum. Bu sabah birbirinden güzel hediyelerimi aldım. Föndü seti özellikle istediğim bir şeydi. Buzdolabı magneti de çok şirin bulduğum ve daha önce Deryalı Günler de görüpte yapmak istediğim bir süstü. Anlıyacağınız bu kadar güzel olabilir benim için. Bana hediye gönderen arkadaşım İ.Hasibe ÖZDEMİR Blog ismi İffetin Günlüğü ne çok ama çok teşekkür ediyorum, Candan mektubu ve özenip de gönderdiği hediyeleri için. Konya'dan geldi kargom. Bu sayede bende kendisini tanımış oldum. Tekrar teşekkür ederim :)

Bende bana çıkan blog arkadaşıma hediyelerimi gönderdim. Umarım o da benim kadar beğenir. Sürpriz olacağından dolayı ismini yazmıyorum :)

1 Mayıs 2009 Cuma

Çıtır Tavuk ve Ispanaklı Garnitür...


Perşembe günü Ağız Tadı programında Emine Beder yapmıştı bu yemeği. Garnitürüyle hoş olur diyerek bende denedim. Lezzetli bir akşam yemeği oldu. Çıtır tavuk çok defa duyduğum ama hiç denemediğim bir tarifti. Özellikle çocuklar için hoş bir yemek diyebilirim.

Malzemeler:
Yarım kilo tavuk göğsü biftek
250 gr. kilo ıspanak
200 gr. krema
1 paket baharatlı cips
1 çorba kaşığı un
1 çorba kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri
1 çorba kaşığı dolmalık fıstık
1 su bardağı süt
Tuz

Yapılışı:
Krema geniş bir kaseye boşaltılır. Üzerine 1 çay kaşığı kadar tuz ilave edilir. Diğer bir eniş kaba da cipsler ufalanır. Tavuk Biftekler önce kremaya sonra da cipse bulanarak, yağlanmış fırın tepsisine dizilir. 200 derece ısıtılmış fırında pişmeye bırakılır. Diğer tarafta 1 çorba kaşığı dolmalık bir az yağda kızartılır. Yıkanmış ve kökleri ayrılmış ıspanak yaprakları büyükçe doğranır ve fıstıklara ilave edilir. Ispanaklar kendini bırakınca hafif tuz atılarak altı kapatılır. Beşamel sos için 1 çorba kaşığı un az yağda hafif kavrulur, üzerine süt ilave edilir. Koyulaşınca kaşar peyniri de eklenerek, ıspanaklar la karıştırılır. Kızarmış tavuğun yanın da servis yapılır. Afiyet olsun.


Bu arada oğluma bir civciv aldık. Birkaç günlüğüne bizde misafir olacak. Bebek gibi birşey :) Akşam Ayberk'i ben uyuttum, civcivimiz Zilli'yi de eşim :) Pamuklardan bir yatak yaptık ona. Yanlız kalınca cik cik diye bizi çağırıyor. Avucumuzun içinde bir bebek gibi uykuya dalıyor. Oğluma da şimdiden sorumluluk verdik :) Ayberk nerde bizim Zilli peşinde :) Daha ne kadar bizim misafirimiz olur bilemiyorum, aldığımız yere çok büyümeden iade edicez ama şimdilik bizim Zilli evinde mutlu :)


Bu da ne kadar fotojenik olduğunu gösteren resmi :)