25 Mart 2009 Çarşamba

Yeni Projem Laleler...

Evet belki senelerdir yapmak istediğim çiçek buketimi nihayet başlayıp sonuçlandırdım. Salonum da masanın üzerinde yerini aldılar bile. Elişi kağıtlarından laleler yaptım, yine elişi kağıdından kestiğim yaprakların içerisine kablo yapıştırarak dik durmasını sağladım ve saksının içini köpüklerle doldurup lalelerimi dikerek sonlandırdım.

Hiç solmayacak ve gerçekten el emeğine çok değer veren ben için, kendim yaptım diye söylemiyorum çook beğendim :)

24 Mart 2009 Salı

Yeni bir mim "Lakaplar"


Arkadaşım Limonlu kek beni lakap konusunda mimlemiş. Çok teşekkür ediyorum.
Benim küçükken lakabım, yani komşularımızın demesi, Zeytin gözlümdü :). Herhalde gözlerimin büyük olmasından dolayı. Daha sonraları Sedoş diyen de oldu Sedo diyen de :) Benim ismim kısa aslında lakaba ne gerek var dimi :) Tabi benim için en önemli olanı oğlumun "Anne" demesi...
Bende sevgili arkadaşlarım Yasemin'i ve Aslı'yı mimliyorum. Bakalım onların bir lakabı varmıymış...

20 Mart 2009 Cuma

Bir kargo geldi :)

Sevgili Yasemin'cim Ayberk için düşünmüş ve oğlu Tuğra ile beraber bu güzel Puzzle'lı almışlar. Daha oğlum görmedi şu an kreşte. Ayberk'i bırakıp eve döndüğümde, binanın önünde kargocu bekliyordu, bizim zile basmış tabi evde kimse olmadığı için gitmeye karar vermiş, Tam zamanında karşılaşmışız, bu duruma kargocu da sevindi.
Kendi el emeği ile yaptığı anahtarlığı ve şık bir peçeteliği de bana hediye göndermiş. Buradan çook teşekkür ediyorum. Bu sayede benim oğlum da Sünger Bop ile tanışmış olacak :)

18 Mart 2009 Çarşamba

Nihayet :-)

Artık bende sayfamda bir değişiklik olsun istedim tabi :) Oğlumu almaya giderken gördüğüm papatyalarda, bu resmi koymam gerektiği konusunda bir işaretti. Kreş kapısının önünde ufak çaplı, eğlenceli konuşmadan sonra, eve geldiğimde ilk işim bu oldu :)

Herkese güzel, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum...
Sevgiler
Resim internetten alınmıştır.

12 Mart 2009 Perşembe

Soğan Yahnisi...

Bu yemeğimi çok sık yapmıyordum, soğanları soymak biraz uğraştırıyordu ama bugün arpacık soğanlarımı yarım saat soğuk suda beklettim, soyulması eskiye nazaran daha kolay oldu. Tadı et yemeklerinden biraz farklı oluyor, çok rehalı bir lezzeti var. Osmanlı sofralarında ki o özel yemekleri andırıyor. Sanırım bunun sırrı da içerisinde yenibahar olması.

Malzemeler:
750 gr. yağsız kuşbaşı et
Yarım kilo arpacık soğan
2 çorba kaşığı sirke
2 diş sarımsak
1 çay kaşığı yenibahar
1-2 yemek kaşığı salça
Tuz, karabiber

Yapılışı: Etler yağda kendi suyunu salıp çekene kadar pişirilir. (Ben daha sonra düdüklüye aktardım, 15-20 dakika etler yumuşayana kadar az suda pişirdim) Düdüklü kullanılmayacak sa etlerin üzerine çıkana kadar su koyulur, tekrar çekene kadar pişirilir. Etler pişmeye yüz tutunca, salça, soyulmuş soğanlar, sirke, sarımsak, yenibahar, tuz ve karabiberi ekleyip
üzerini hafif çıkacak kadar da kaynar su ekleyerek soğanlar yumuşayana kadar pişirilir. Afiyet olsun.

10 Mart 2009 Salı

Ispanaklı Mantı...

Oğlumun kreşte mantıyı severek yemesi üzerine (maşallah), içine ıspanak da eklersem, sebzede yedirmiş olurum diyerek yaptığım mantıdır bu. Çok şükür ki itiraz etmedi, yemeseydi çook üzülecektim. Eşim mantının için de ıspanak yerine kıymayı tercih ederdi ama bu haliyle de beğendi. Tabi bu normal mantıdan biraz büyük oldu, içindeki malzemesini bol tuttum, hem fazla vaktimi almadı hemde lezzetli oldu.

Hamuru için; 3 su bardağı un, tuz ve su ile sert bir hamur yoğurdum. 1 cm kalınlığında açarak dilimlere ayırdım. (Dilimleri uzunlamasına biraz geniş tutarak, zarf şeklinde kapattım, siz üçgen de kapatabilirsiniz.)
İç malzemesi için; Yarım kilo ıspanak, 1 büyük soğan, pulbiber, tuz ve karabiber kullandım.
Güzelce yıkanıp doğranan ıspanakları kavrulmuş soğanlara ekleyerek, beraberce kavurdum. Tuzu ve baharatını ekleyerek suyunu güzelce süzdürüp, soğumaya bıraktım. Sulu kalırsa hamuru kapatmanız zor olabilir. Kaşık yardımıyla da suyunu süzdürebilirsiniz.

Mantıları kapattıktan sonra, 1,5 litre kadar kaynatılmış su, tuz, et suyu tablet ve bir miktar yağ dökülmüş tencerede 10 dakika kadar haşlanır. Sarımsaklı yoğurt ve yağda hafif çevrilmiş pul biberle servis yapılır. Afiyet olsun.

9 Mart 2009 Pazartesi

Tarçınlı Cevizli Bisküvi...

Oyun hamurundan sürekli kalıplar çıkaran oğlum için bu bisküvileri denemek istedim. Oğlum daha bebekken bu benim hayalimdi. Büyüsün derdim hep, büyüsünde birlikte kurabiyeler yapalım. Eğlencesine... Bugün hangi kalıptan şekil yapacağımıza o karar verdi ve sonra beraberce bisküvilerimizi yaptık. "Aaa seninki çok güzel oldu, benimki çok güzel oldu" diyerek :))) Oğlumda benimle ilk defa yiyecek tatlı birşeyler yaptığı için mutlu oldu. Yedimi derseniz 1 tane :) Bence tadı güzel oldu. Çayın yanına, tatlı minik ellerin yaptığı atıştırmalıklar...



Tarifi evdeki Türk Mutfağı isimli yemek kitabımı karıştırırken gördüm. Bu arada bütün arkadaşlarımın Kadınlar gününü kutluyorum.
Ve geçmiş Kandiliniz mübarek olsun. Sağlıklı, sıhhatli nice kandiller görmek temennisiyle...
Malzemeler:
2 adet yumurta
3/4 paket margarin
2 yemek kaşığı süt
Yarım su bardağı çekilmiş ceviz
2 tatlı kaşığı tarçın
1 paket kabartma tozu
1,5 su bardağı şeker
Alabildiği kadar un
Yapılışı: Eritilmiş margarin, şeker, yumurta, süt çıppıcıyla iyice karıştırılır. Un, kabartma tozu, tarçın karışımın üzerine elenir, ceviz de eklenerek, şekil alabilecek kıvama gelene kadar un ilave edilir. Küçük parçalar koparıp elimizle 1 cm. kalınlığında açılır ve kalıpla şekil verilir. 180 derece ısıtılmış fırında 15 dakika kadar ( üzeri hafif kızarana kadar) pişirilir. Dilerseniz beyaz ve kakaolu çikolataları benmari usulu eritip üzerlerine gezdirebilirsiniz. Afiyet olsun.

6 Mart 2009 Cuma

Çıtır Yufkalı Tavuklu Mantı...

İsmi ne olsun diye biraz düşündüm açıkçası, muhakkak bir ismi vardır ama ben bilmiyorum. Bu mantıyı evlendiğim ilk yıllar, yani 6 sene öncesine kadar çok yapardım. Blogumda nasıl olmadığı da bir muamma. Kendi arşivimde bulunması ve de unutulmaması için resimlemek istedim.

Yapılışı: 1 adet kemiksiz tavuk göğsü ve yanında suyunun lezzetli olması için 2 parça çorbalık tavuk kemiği birlikte haşlanır. Diğer tarafta 3 yufkayı, teker teker yarımay şeklinde katlayıp, sıkmadan bol kalacak şekilde ayrı ayrı rulo şekline getirip 3 cm. genişliğinde kesilir. 3 yufkaya da aynı işlem uygulandıktan sonra, yukarı da fırındayken fotoğrafını çektiğim gibi dizilir. Birbirlerine dayamanız gerekiyor yoksa açılıyorlar. 180-200 derece fırında kendilerini toparlayınca, hafif sallanır( Zaten kalıplaştıkları için açılmıyorlar) heryerinin eşit oranda çıtırlaşması sağlandıktan sonra, hemen servis esnasında üzerlerine kaynatmış olduğumuz tavuk suyu ile ıslatılır, fazla su çekip hamurlaşmaması için servis tabaklarına dizilir. üzerine didiklenmiş tavuk göğsü, onun üzerine sarımsaklı yoğurt ve zeytinyağında kızdırılmış salça ile servis yapılır.
(Kişi başı 1 yufka olarak düşünülebilir). Afiyet olsun.

4 Mart 2009 Çarşamba

Nihayet bir dikiş kutum oldu :)


Uzun zamandır kendime güzel bir dikiş kutusu almak istiyordum ama yer kaplamayacak, küçük olacak, işime yarayacak :) derken alamamıştım. Bu garip iplerim ve düğmelerimde bir arada, bul bulabilirsen şeklinde, karmaşık beni bekliyorlardı. Hem onları bu eziyetten kurtardım hem de eşimle gittiğim yapı marketin benim için faydalı biryer olduğuna karar verdim :) Sizin evde de "İMDAT" diye bağıran şu masum ipcikler ve düğmecikler varsa sizde alın derim. Ben bunlara bayılıyorum, bana boncuk olsun, renkli renkli düğmeler olsun, elbiselerime dikeyim, olmadı yastıklarımı renklendireyim, hiç birşey yapmasam da olsun onları seyredeyim :) Ne yapayım ben böyleyim...