27 Şubat 2009 Cuma

Patates Köftesi...

Akşama kadar aklımda bu tarifimle ilgili hiçbir düşüncem yoktu. Nedense benim yemek yapma saatim 5 den sonra oluşuyor. Birden ne yapmam gerektiği geliyor aklıma. Evde 2 tane patatesim vardı, ne yapabilirim dedim ve biraz ondan biraz bundan katarak çok leziz köftelerim oldu. Dışı çıtır, içi yumuşak ve lezzetli. Kuru köftenin patatesli hali oldu.

Yapılışı: 2 büyük boy patates haşlanır, kabukları soyulup ezilir. Sıcaklığı çıkınca içerisine,
2 yumurta, yarım demetten biraz az maydonoz, 1 büyük soğan rendesi, pulbiber, karabiber, tuz ve yuvarlanacak kıvama gelene kadar galeta unu ilave edilir (Yaklaşık 1 çay bardağı ekledim yeterli geldi) Kolayca yuvarlanacak hale gelince köfte şekli verip kızartılır. Afiyet olsun.

26 Şubat 2009 Perşembe

Karnabahar Pane...

Bir karnabaharın tadı bu kadar mı güzel olur. Daha önce hiç bu şekilde yapmamıştım ama hem yapılışı çok kolay hem de gerçekten çok lezzetli oluyor. Sarımsaklı yoğurtla denemenizi tavsiye ederim.

Yapılışı:

1 küçük boy karnabahar yıkanır, çiçek çiçek ayrılır. Limonlu kaynar suya bırakılarak 15 dakika kapağı kapalı bir şekilde haşlanır. Dağılmamasına dikkat etmek lazım. Karnabaharlar süzülür.
Geniş bir kapta;
3 yumurta
3 yemek kaşığı un
1 çay kaşığı kabartma tozu
Yarım bardak su
Tuz ve karabiber
karıştırılır. Topak olmaması için yumurtaları ayrı yerde çırpıp, unu da suyla ayrı bir kapta açıp, birleştirebilirsiniz. 1 su bardağı kadar sıvıyağı tavada kızdırılır ve karnabaharlar bu karışıma batırılarak, arkalı önlü kızartılır. Sarmısaklı yoğurtla servis yapılır. Afiyet olsun.

25 Şubat 2009 Çarşamba

Ekşili Köfte...

Dün bu köftelerimi yuvarlarken telefon çaldı, Sevgili Yasemin'di arayan. İlk defa telefonla konuştuk ve gerçekten çok mutlu oldum. Birçok yerden yazıştığın, yorumlarını paylaştığın, tanımadan sevdiğin birçok insan var. Bende Yasemin'in sesini duyunca, onun hakkında ne kadar doğru şeyler düşündüğümün farkına vardım.

Ekşili köfteme gelince;
Malzemelerim:
400 gr.kıyma
1 tutam maydonoz
1 rendelenmiş soğan
1 çay bardağı pirinç
1 yumurta
1 orta boy patates
1 orta boy havuç
Tuz ve karabiber

Terbiyesi için;
1 su bardağı yoğurt
isteğe göre 1 veya yarım limon (Ben yarım kullandım)
2 çorba kaşığı un
yarım bardak soğuk su

Yapılışı:
Kıyma, kıyılmış maydonoz, soğan, yumurta, pirinç, tuz ve karabiber güzelce yoğrulur. Elimize suya batırarak, köfteler cevizden küçük yuvarlanır. Bir tepsinin içerisine 1 su bardağına yakın un koyulur ve her yerine dağıtılır. Yuvarlanan köftelerde unun üzerlerine dizilir. Yuvarlama işi bittikten sonra tepsiyi sallayarak bütün köftelerin unlanması sağlanır. 1,5 litre kadar su tencerede kaynatılır ve unlanmış köfteler yavaşça suya bırakılır. Zaten unlandığı için yapışmayacak ve dağılmayacaklar. Diğer tarafta patates ve havuç minik küpler halinde doğranır ve pişmekte olan köftelere dahil edilir. Yarım saat kadar pişince ve bütün malzemeler yumuşayınca, terbiyesi hazırlanır. Terbiyeye biraz da sıcak su dahil edilerek ılık kıvama getirilir. Karıştıra karıştıra çorbaya ilave edilir. 5 dakika kadar beraber piştikten sonra tereyağında kızdırılmış pulbiber ve nane gezdirilir. Afiyet olsun...

19 Şubat 2009 Perşembe

Caillou çılgınlığı ve yine mandaldan şaheserim :)

Acaba kaç kişinin evinde bizdeki kadar caillou izleniyordur. Yumurcak Tv. de izlediğimiz yetmezmiş gibi, bilgisayardan da bakıyoruz. Her bölümünü ezberledim. Aynı bölümü kırk kere izlemesine rağmen, sanki ilk defa izliyormuş gibi gülüyor :)))) Bildiğim kadarıyla dvd si yok.

Caillou'yu öyle benimsedim ki :) sanki benim iki tane oğlum varmış gibi. Sevindiğim konu ise, bir çizgi filmin bu kadar güzel ve öğretici olması. En azından faydalı birşeyler izliyor... Bundan öncede "Gece Bahçesi" tutkumuz vardı. Artık neyse ki ondan bıkacak derecede izlediği için ara verdik :)) Şu anda bu yazıyı yazarken bile içeride caillou maceraları devam ediyor :)

Bu şaheserim ise dün oğlumla yaptığımız bir yemek masası. Ortadakiler robot, masadaki yemekleri yemek için gelmişler :) Hemen resmini çektim çünkü çektikten 10 dakika sonra darmandağın oldular :))) Sanırım bizim robotlar çok acıkmış...

18 Şubat 2009 Çarşamba

Beşamel Soslu Kabak...

Dün artık değişik birşeyler yapmalıyım, soğuk ama hava da güneşli, içim cıvıl cıvıl derken, karşı komşumun tavsiyesiyle bu yemek çıktı ortaya. Sonuçta eşimin yemekten bir türlü kalkamadığı bu lezzetli fırın yemeği oluşuverdi.


Üç ocağımı birden bu yemek için yaktım ve hemencecik oluverdi :)
1. ocakta,4 kabağı uzunlamasına keserek tuzladım ve kızarttım.
2.ocakta, 2 kaşık margarinde, 2 kaşık unu kavurdum ve 2 bardak süt katarak, karıştıra karıştıra beşamel sos yaptım. Tuz ve karabiberini attım.
3.ocakta, 250 gr.kıymayı 1 soğanla kavurdum. Üzerine 1 kaşık domates salçası, 1 bardak sıcak su ve yine tuz, karabiber ve pulbiber katarak sulu kıvamda olacak şekilde pişirdim.
En son borcama kızarttığım kabakların yarısını döşedim. Üzerine kıyma sosun yarısını ve beşamel sosun yarısını döşedim. 2. kata da yine aynı şekilde kabak, kıyma sos ve beşameli döşeyip, kaşar rendeledim ve üzeri kızarana kadar fırına verdim. Yazıldığı kadar uzun sürmüyor :) Afiyet olsun.

17 Şubat 2009 Salı

Mısırlı Karalahana Kavurması...

Bugün karalahana mı pişirirken, çocukluğuma gittim. Eskiden annanemin küçük ama benim içerisinde kaybolduğum bir bahçesi vardı. Eriklerinin tadını hala unutamam. Kocaman erik ağacı, ceviz ağacı ve bayramlarda üzerinden inmediğimiz bir dut ağacı vardı. Toprağa ekdiği karalahanaları teyzemle birlikte itinayla toplayıp, bahçenin merdivenlerinden çıkıp, mutfağımıza ulaşırdık. Anlayacağınız bir sebze beni bu kadar uzaklaştırabilir zamandan. Şimdi annanem yaşlılığın verdiği rahatsızlıkla senelerdir bahçeyle ilgilenemiyor. Bu halini görmek de istemiyorum aslında :(

Tarife gelince; çok defa sofra dergisinde görmüştüm ama kısmet olmamıştı. Tarif de konserve mısır yazıyor ben bugün bir değişiklik yaptım, hani şu haşlanmış, bardak da satılan mısırlardan bir küçük bardak aldım. Tadı diğerinden kat ve kat daha lezzetli oluyor. Biraz da içinden aşırdım tabi :)

Yapılışı; 1 bağ karalahana güzelce yıkanır, orta kalınlık da doğranır ve suda yarı kıvamda haşlanır. Diğer taraftan yarım çay bardağından biraz fazla zeytinyağında 1 adet soğan kavrulur. 1 kaşık biber salçası eklenir. Süzülen karalahanalar çok ezilmeden beraber kavrulur, altını kapatmadan 1-2 dakika önce mısır ilave edilir. Pulbiber ve tuzu da atılarak ılık servis yapılır.

16 Şubat 2009 Pazartesi

Blog ödülleri...

Canım arkadaşlarım Fatoş, Aslı, Yasemin ve Papatya Sofrası
Beni bu güzel ödüle layık görmüşler. Ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kurallara göre 7 kişinin ismini verebileceğimden dolayı, beni ödüllendiren arkadaşlarımda dahil, takip etmekten çok mutlu olduğum isimlerin linkleri,

1- Derya;
2-Saliha;
3-Neslihan;
4-Damak Tadı;
5-Tombuk;
6-Meral;
7-Seda;

Şimdi sıra arkadaşlarımı bu ödülden haberdar ettirmeye geldi.
Sevgiler.

11 Şubat 2009 Çarşamba

Biraz benden...



Blogumu karıştırdım bugün. Belki bir sene önce yazılmış yorumları okudum. Başından bu güne kadar beni hiç yanlız bırakmayan o kadar çok arkadaş edinmişim ki... duygulandım. Hepsi birbirinden güzel yorumlarınız ve bana sevgi dolu güzel sözleriniz için her zaman teşekkür ettim ve yine buradan, başladığım yerden sizlere teşekkür ediyorum. Bu aralar nedense hayatım tek düze gittiği için, mutfağımda da resimleyecek fotoğrafım olmadığı ve sizlere bir merhaba diyemediğim için bir boşluk olmuştu içimde. Bugün bloguma girerken yine aynı sandalyeyi görmemeniz ve yeni bir "merhaba" görmenizi istediğimden dolayı yazıyorum bunları ve bende şu an içimdeki boşluğu dolduruyorum.
Resmini çekmiş olduğum bu canım mumluklarımı çok seviyorum. Özellikle mutfağımda ki bulaşıklarımı yıkayıp bunları yakar ve mutfağıma ışık olarak kullanırım. Mısır çarşısı ziyaretimde almıştım ve o gün bu gün mutfak camımın önünde misafirim oldular. Artık misafirlikten de çıktılar sanırım :)

Hepinize sevgiler...

2 Şubat 2009 Pazartesi

Yine kendimi sandalye yaparken buldum...

Bu sıralar yine eskilere yöneldim nedense. Bu sefer sandalyemi yaparken sizlerle de adım adım paylaşmak istedim.
El işleri yapmak her zaman hoşuma gidiyor, hele ki beynimi dinlendirmek istediğim zamanlarda...
Birde erkenden tatil hayalleri kurmaya başladım. Senenin yorgunluğu bu sefer biraz erken vurdu kapımı. Ne hayaller, ne hayaller :) İşin diğer yanı da bulaşıcı olması, anlattığım herkesi bir tatil isteği sarıyor :) Biraz hayallerimi içimde saklayıp, insanları da işlerinden etmemem lazım... Hayal dediğim de, beni tanıyanların da bildiği gibi ufacık şeyler :)

Neyse ben sandalye konuma geri döneyim. Son hali ve aksesuarları da bu resimde. Benim gibi bu sandalyeyi yaparken hayal kurmak isterseniz, güzel bir yöntem diyebilirim. Anlaşılmayan bir yer olursa yardımcı olurum. Yapıştırıcı olarak uhunun daha etkili olanı Scotch diye bir yapıştırıcı kullandım.
İlk yaptığım tahta mandaldan sandaliyemin fotoğrafına da buradan bakabilirsiniz.