31 Ağustos 2008 Pazar

Hoşgeldin Ramazan...

Ramazan ayının gelmesini beklercesine şimdiden güllacımı yaptım. Dolaba soğumaya bıraktım. Geçen Ramazan sonrasında da yaparım dediğim güllaçlarım, sanki biz Ramazan ayını temsil ederiz dercesine fırsat bırakmadılar bana. Herkesin bu güzel ayı mübarek olsun. En güzel şekilde değerlendiririz inşallah. Hayırlı Ramazanlar...

Güllacımı üzerindeki şeker ve süt miktarına göre uyguladım. Genelde yapıldığından ziyade, yaprakları ıslatıp ikiye katladım, Dövülmüş fındıklarını serpiştirten sonra gül böreği şeklinde sardım. Porsiyonluk olduğu için sunumu daha kolay oluyor. Afiyet olsun.

26 Ağustos 2008 Salı

Ah Piraye...

Komşunun 2 gün önce okumamı istediği bu kitabı aldım elime. 440 sayfa olmasına rağmen 2 gün de bitirdim. Gerçek bir romandı benim için. Sonunda beni ağlatacak kadar gerçekti. Pirayenin içinde kayboldum, okuduğum süre boyunca hep sonuna gitme hevesiyle hızlandım, hızlandıkça yaklaştığım sona inanamadım. Son sayfayı okudum, okudum ve yaşlı gözlerle kapattım kapağını...

Okumak iserseniz konusundan çok fazla açılmadan bahsetmek istiyorum. Bir Piraye var, Diş doktoru olmak için kazandığı Marmara Üniversitesinde eğitimine başlıyor. Orda tanıştığı biriyle Diyarbakır, Çınarcık ve İstanbul arasında geçen olaylar. Merak edenler için yazmayı tercih etmedim, okurken bilinçsizce sürüklenmek, yorumlarla yola çıkmak daha iyidir bence.

Bildiğim tek şey Piraye'nin etkisini üzerimden uzun süre atamadığım olacak..

23 Ağustos 2008 Cumartesi

Alice Harikalar Diyarında...

Geçen sene Ramazan ayında, iftar saatinden önce, Sunay Akın'ın sunduğu "Mahya ışıkları" adlı bir program vardı. Televizyona göz gezdirirken aynı programın yeni söyleşilerle devam edeceğini öğrendim. İzleyenler bilirler, her gün enteresan bilgiler ediniyorsun ve her izlediğinde, bilmediğim ne kadar çok şey varmış diye düşünüyorsun. Geçen seneden beni en çok etkileyen konuda Alice Harkalar Diyarında oldu. Yukarıdaki kızın adı Allice Liddell. 1856 yılında çekilmiş bir fotoğraftır bu. Fotoğrafı çeken kişide Oxford'lu matematik profesörü Charles Lutwidge Dodgson. Enteresan olan nedir diyeceksiniz hemen yazayım. Bu tatlı ve küçük kız fotoğraf çektirmek için Profesör Dodgson geliyor. O zaman fotoğraf çekimleri şip şak değil yaklaşık yarım saat aynı şekilde beklemen gerekiyormuş. Bu küçük kız da bu esnada dalıp gidiyor ama öyle böyle değil. Fotoğrafını çeken kişi dikkatlice kıza bakıyor ve bu kadar dalıp ne düşünebilir derken o an aklına gelen şeyi yapıyor evet, küçüklüğümüzün kitaplarından Alice Harikalar Diyarında çıkıyor ortaya. Meşhur Alice yukarıda ki kız. Ben çok etkilenmiştim ve bu resmi İnternetten bulup, uzun uzun baktım, etkilenmemek mümkün değil ama bunu kitap haline getirip diyar diyar dolaştıran Profesör Dodgson'ın gerçek bir sanatçı olduğunu düşünüyorum.

Bu konuya ait tarih ve Dodgson'a ait bilgiler internetten alınmıştır.

19 Ağustos 2008 Salı

Bir fincan kahve...

Seneler önce eşimle arkadaşımın eşinin cafesine gitmiştik. Taksimin arka sokaklarında, şirin ve bir o kadar da sıcak bir havası vardı. Bize kahve ikram ettiler. Tadını o kadar beğendik ki, eve gelip acaba bunu evde nasıl yaparız diye düşünmeye başladık :) Orda içtiğimiz gibi olmasa da bir yöntem bulmuştuk sanırım :) Nescafe ve şekerimizi normal fincana koyduktan sonra üzerine yarı yarıya olacak şekilde, sıcak muzlu süt ve kaynamış su ilave ederek hazırladık. Alışıldık tadların dışında denemek isterseniz tavsiye ederim. Yanlız şekerini fazla koymamak lazım, zaten süt biraz tatlımtrak olduğu için az şeker yeterli oluyor. Benden de fincanın yanına bir cezerye koydum. Tatlı içelim tatlı muhabbetler edelim.

15 Ağustos 2008 Cuma

Bildiğimiz Patates...

Evet ev halkı uyudu ve ben blogumun başına geçip biraz laf yapalım istedim. Sabahtan ıslattığım zeytinyağlı barbunyamın altını yeni kapattım, etrafı toparladım biraz, biraz da yaptığım çayı ısıttım yudumladım balkonumda. Uykum yok, sabaha iş bırakmamak için biraz derledim etrafı. Bazen öyle oluyor ki acaba ben bu evi en son ne zaman topladım demek geliyor içinden, oysa cevabı o kadar yakın bir tarih oluyor ki... :)) Bugün soframızda patates yemeği vardı, sade bildiğimiz patates yemeği. Ben bir değişiklik yaptım, servis esnasında, teflon tavada erittiğim kaşar peynirini gezdirdim üzerine. Lezzetli olan patates daha da güzel oldu.
Yarın mübarek Beraat Kandili. Hepinizin kandili mübarek olsun. Allah dualarınızı hayırlısı ile kabul etsin inşallah. Herkese iyi hafta sonları diliyorum.

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Ev pidesi

Bugün buzluğumdaki kıymayı çözdürdüm. Niyetim sulu köfte yapmaktı ama birden pide yapmak esti geçti. Bende bu düşünceme kayıtsız kalamadım :)

Genellikle bu pideyi, eşim sahura kalktığında güzel bir uyandırma menüsü olarak pişirirdim. Bugün de işten gelince bütün yorgunluğu gitti :) Hamur işine ve et yemeklerine bayılan birine pide yaparsan böyle oluyor. Beğeneceğinizi umuyorum.
Malzemeler:
İç malz.;
250 gr.kıyma
2 domates
Yarım demetten az maydonoz
2 soğan
Tuz, karabiber, nane
1 yemek kaşığı salça
2-3 yemek kaşığı su
2 çorba kaşığı sıvıyağ
Hamuru için;
500 gr. un
1 paket kuru maya
Tuz
Yapılışı:
Hamur ılık su ile yoğrulur. İç malzemesi için, soğan, kabuğu soyulmuş domates, maydonoz robottan geçirilir. Kıymaya dahil edilir. Tuzu, karabiberi, nanesi, salçası, yağı ve suyu da eklenerek yoğrulur. Hamurdan portakal bütüklüğünde parçalar koparılır. Uzunlamasına açılır. 1 kaşıktan biraz fazla iç koyularak yanlardan kapatılır. İki ucundan tutulur ve salıncak gibi 1-2 kez sallanır. Boyları biraz uzadıktan sonra yağlanmış tepsiye dizilir. 190 derecede 20 dakika kadar pişirilir ve çıkarılınca hamurun kenarlarına tereyağ sürülür. Afiyet olsun.

7 Ağustos 2008 Perşembe

Düğün çorbası

Bizim evde çorba olması için yaz veya kış farketmiyor. Bu çorbayı da hakikatli olduğu için pişirdim. Bizim için değil, evde küçük bir çocuk olunca, bu günlerde de sıcaklardan bizim gibi etkilenip yemek istemeyince, çareyi bunda buldum. Şu anda öğle uykusunda. İnşallah severek yer. Perşembe de bitiyor işte, zaman artık hiçbirimize yetmiyor sanırım. Ramazana da sayılı gün kaldı, takvime 20 gün sonra akşam ne zaman okunuyor diye baktım. 19:45 ile başlayıp 19:00 kadar iniyor. Hayırlısıyla inşallah daha nice Ramazan ayları görürüz.

Malzemeler:
2 parça kuzu gerdan
8 bardak su
4 çorba kaşığı un
Yarım bardak su
Yarım limon suyu
2 yumurta sarısı
2 yemek kaşığı tereyağ
kırmızıbiber, tuz

Yapılışı:
Gerdan etleri yıkanıp, üzerine 8 bardak su ilave edilir. Düdüklü tencerede 30 dakika pişirilir. Etler içinden alınır ve didiklenir. Et suyu başka bir tencereye süzgeçten geçirilerek alınır, kaynatılır. İçi çukur bir kapta, 4 çorba kaşığı un ve yarım bardak su karıştırılır. Kaynayan çorbadan da biraz alınarak ılındırılır. Yavaşça çorbaya ilave edilir. Tuzu ve didiklenmiş etler eklenir.10 dakika beraber pişirilir. Diğer tarafta yumurta sarıları ve yarım limon suyu karıştırılır. Kaynayan çorbaya hızlıca karıştırılarak ilave edilir. 1-2 dakika pişirdikten sonra üzerine terayağında kızdırılmış kırmızıbiber gezdirilir. Afiyet olsun.
( Çorbanız kıvamından koyu olursa sıcak su ile açabilirsiniz.)
www.sedaningunlugu.com

3 Ağustos 2008 Pazar

Somon balıklı makarna

Bu tabak görüldüğü üzere oğlum için. Balığı normalde yiyiyor ama istediğim kadar yemesi için, sosuyla birlikte veriyorum. Hem onu baymıyor, hemde yanında yeşillik ve makarna ile karnını doyuruyor. Tavsiye edebileceğim bir tarif olduğu için ekliyorum.

Yapılışı: Somon balığı dilim olarak, sadece tuzlayıp, yüksek ısıda fırında kızartıyorum. Didikleyip, ayrı bir tavada zeytinyağı, kabukları kesilmiş domates ve 2 dal yeşil soğan ekleyip sosonu hazırlıyorum. Tuzunu ekleyip, haşladığım makarnanın üzerine gezdiriyorum. Yanında birde vişne suyu açarsanız, deymeyin onların keyfine :)